Anti-Scratch (Çizilmez) Kaplama Nedir ve Neden Önemlidir?
Gözlük kullanan herkesin en büyük kabusudur o ilk çizik, değil mi? Geçenlerde yepyeni gözlüğümü sırf tişörtümün ucuyla hafifçe sildim diye tam ortasında boylu boyunca bir çizik oluştu. Düşünsene, o kadar heveslenip para veriyorsun ama ufacık bir toz tanesi bütün keyfini kaçırıyor. İşin aslı şu ki, standart plastik veya polikarbonat camlar doğaları gereği inanılmaz yumuşaktır. Yani cebine kılıfsız koyduğunda ya da dalgınlıkla masaya ters bıraktığında anında çizilebilirler. İşte tam bu noktada gözlük camı çizilmez kaplama hayatımızı kurtarmak için devreye giriyor.
Peki, nedir bu anti-scratch dediğimiz mucize? Aslında camın yüzeyine uygulanan, şeffaf ve çok sert bir reçine tabakasıdır bu. Yani camına adeta görünmez, incecik bir şövalye zırhı giydiriyorsun gibi düşün. Bu sayede anti-scratch cam özellikleri o yumuşak plastik yüzeyi sertleştiriyor ve gözlüğün anahtarlarla aynı cebe girse bile hayatta kalabiliyor. Bak şöyle söyleyeyim, bu koruyucu kaplama olmadan gözlük camı çizikleri nasıl önlenir diye düşünmek, sağanak yağmurda şemsiyesiz yürüyüp ıslanmamak için dua etmeye benzer. İmkansızdır yani. Uzun ömürlü gözlük camı seçimi yapmak istiyorsan, bu görünmez bariyer kesinlikle şart.
Tabi optikçiye gittiğinde önüne o kadar çok seçenek sunuluyor ki, insan ne yapacağını şaşırıyor. Gözlük camı kaplama çeşitleri arasında gezinirken eminim sen de benim gibi kaybolmuşsundur. Acaba en iyi çizilmez gözlük camı hangisi diye hiç düşündün mü? Piyasada çizilmeye dayanıklı gözlük camı markaları arasında bitmek bilmeyen bir rekabet var. Konu buraya gelince hemen o meşhur tartışma başlar: essilor crizal vs zeiss lotutec. Biri Fransız devi, diğeri Alman panzeri. İkisi de bu görünmez zırh işini o kadar iyi yapıyor ki, camın ömrünü resmen ikiye üçe katlıyorlar.
Gözlük camına yapılan yatırım, aslında kendi dünyayı algılayış biçimine yaptığın yatırımdır.
Belki başlangıçta bu özel kaplamalara ekstra para vermek biraz can sıkıcı gelebilir. Ama çizilmez cam fiyat performans açısından olaya bakarsan, altı ayda bir o rahatsız edici çiziklerden dolayı komple cam değiştirmekten çok daha ucuza geliyor aslında. Net görüş kalitesi olmadan dünyayı sürekli puslu, çizik bir filtreden izlemek kimin hoşuna gider ki? Gözlüğünü taktığında o camın varlığını bile unutmak, sadece hayata odaklanmak istersin. O yüzden cam alırken sadece numarasına değil, üstündeki o incecik ama bütün gün kahrımızı çeken zırha da dikkat etmek lazım.
Piyasada Bulunan Temel Çizilmez Kaplama Türleri
Gözlük camı çiziklerinden bıkmayanımız var mı? Düşünsene, o kadar para verip yeni bir çerçeve alıyorsun, daha ilk haftadan camın tam ortasında o sinir bozucu ince çizgiyi görüyorsun. Benim de başıma geldi, hem de defalarca. Sırf üşendiğimden tişörtün ucuyla cam sileyim derken güzelim camları mahvettiğimi bilirim. İşin aslı şu ki, gözlük camı çizikleri nasıl önlenir diye kara kara düşünmek yerine, en baştan doğru kaplamayı seçmek hayat kurtarıyor. Şimdi sana piyasadaki gözlük camı kaplama çeşitleri neler, aralarındaki farklar ne, sanki karşılıklı kahve içiyormuşuz gibi anlatayım.
Optikçiye gittiğinde sana standart olarak sundukları o ilk seçenek var ya, heh işte o genelde sertleştirilmiş, yani hard coat dediğimiz temel bir gözlük camı çizilmez kaplama oluyor. Bu işlem aslında camın bildiğimiz sıvı bir reçineye daldırılıp fırınlanmasıyla yapılıyor. Yani camın üzerine şeffaf, koruyucu bir cila atılıyor gibi düşün, tıpkı ahşap masaya vernik atmak gibi. Anti-scratch cam özellikleri açısından bakarsan, hiç yoktan iyidir tabii. Ama öyle mucizeler de bekleme. Eğer çizilmez cam fiyat performans dengesi arıyorsan ve bütçen kısıtlıysa işini görür ama hor kullanmaya pek gelmez.
Ama yok ben gözlüğümü yıllarca kullanacağım, en iyi çizilmez gözlük camı hangisiyse onu istiyorum diyorsan, o zaman premium çok katmanlı teknolojilere bakman lazım. Bak şöyle anlatayım, bu premium kaplamalar sadece tek bir sıvıya daldırılmıyor. Vakumlu özel bir odada, camın üzerine mikroskobik seviyede üst üste farklı mineraller püskürtülüyor. Yani adeta camın üzerine görünmez bir zırh örülüyor diyebiliriz. Çizilmeye dayanıklı gözlük camı markaları bu konuda resmen birbiriyle yarışıyor. Mesela optik dünyasında efsaneleşmiş bir essilor crizal vs zeiss lotutec kapışması vardır, belki duymuşsundur. Her ikisi de bu çok katmanlı teknolojiyi kullanıyor ve camı sadece çizilmelere karşı değil, toza, suya ve parlamaya karşı da aynı anda koruyor.
Ucuz etin yahnisi yavan olur derler, gözlük camının ucuzu da maalesef çabuk çiziliyor.
Tabii bu zırhlı camların üretim süreci bu kadar meşakkatli olunca, maliyet farkı da standart kaplamalara göre epey belirginleşiyor. Değer mi? Uzun ömürlü gözlük camı seçimi yapmak istiyorsan kesinlikle değer. Yani sürekli cam değiştirmektense, başta biraz daha fazla ödeyip kaliteli bir kaplama almak bana hep daha mantıklı gelmiştir. Sen ne dersin, sence de öyle değil mi?
Lider Markaların Anti-Scratch Teknolojileri Karşılaştırması
Gözlük camı çizikleri nasıl önlenir diye kara kara düşündüğün zamanlar olmuştur, değil mi? İşin aslı şu ki, o mikro çizikler bir kere camda belirdi mi, dünyayı sürekli kirli bir pencereden izliyormuşsun gibi hissettiriyor. Benim de başıma geldi; yepyeni aldığım o pahalı gözlüğü sırf tişörtümün ucuyla sildim diye mahvetmiştim. Düşünsene, o kadar para veriyorsun ama ufacık bir toz tanesi bütün keyfini kaçırıyor. Şimdi, piyasada bu işin piri sayılan üç büyük dev var: Essilor, Zeiss ve Hoya. Aslında bu markalar, gözlük camı kaplama çeşitleri konusunda adeta bir teknoloji savaşı veriyorlar. Amacımız en iyi çizilmez gözlük camı hangisi, onu bulmak.
Bak şöyle, essilor crizal vs zeiss lotutec kıyaslaması optikçilerin kendi aralarında en çok tartıştığı konulardan biridir. Essilor'un Crizal serisi laboratuvar testlerinde kum fırtınasına bile dayanacakmış gibi pazarlanıyor. Yani adamlar camı alıp bayağı bildiğin kumla zımparalıyorlar ve çizik bulamıyorlar. Zeiss ise LotuTec ve DuraVision teknolojileriyle sahada. Zeiss'in olayı biraz daha farklı; onlar anti-scratch cam özellikleri denilince işin içine iyon bombardımanı denilen bir şey katıyorlar. Yani şu demek: Camın yüzeyindeki molekülleri o kadar sıkıştırıyorlar ki, dışarıdan gelen sivri bir darbe camı çizemeden kayıp gidiyor. Tıpkı tıklım tıklım dolu bir metrobüse kimsenin dışarıdan adım atamaması gibi düşün.
Peki Hoya bu işin neresinde? Belki adını diğerleri kadar duymamış olabilirsin ama çizilmeye dayanıklı gözlük camı markaları arasında Hoya'nın Hi-Vision LongLife kaplaması tam bir gizli kahraman. Kullanıcı deneyimlerine baktığımda, Hoya kullananların yıllar sonra bile camlarının ilk günkü gibi kaldığını söylediğini çok sık görüyorum. Tabi işin içine çizilmez cam fiyat performans dengesi girince hesaplar biraz değişiyor. Essilor ve Zeiss genellikle cüzdanı biraz daha fazla yoruyor. Hoya ise aynı kaliteyi bir tık daha ulaşılabilir bir fiyata sunuyor gibi. Yani hem kaliteli olsun hem de ay sonunu rahat getireyim diyorsan, Hoya oldukça mantıklı bir seçenek.
Uzun ömürlü gözlük camı seçimi yaparken sadece markaya değil, senin gözlüğü nasıl kullandığına da bakmak lazım aslında. Masaya camı ters mi koyuyorsun? Ya da plajda çantanın içinde kumların arasında mı bırakıyorsun? Hangi gözlük camı çizilmez kaplama teknolojisini alırsan al, mucize beklememek lazım. Hiçbir cam elmas kadar sert değildir sonuçta. Ama laboratuvar sonuçları gösteriyor ki, darbelere ve derin çiziklere karşı Essilor bir adım öndeyken, mikro çizikler ve uzun süreli temiz kalma konusunda Zeiss harikalar yaratıyor.
Gözlüğüne iyi bakarsan, o da sana dünyayı iyi gösterir.
Bence bu markalardan hangisini seçersen seç, o eski tişörtle cam silme alışkanlığını bıraktığın an zaten kendin için en büyük adımı atmış olacaksın.

İhtiyacınıza En Uygun Çizilmez Kaplamayı Nasıl Seçersiniz?
Şimdi, onca seçenek arasından sana en uygununu bulmak aslında tamamen nasıl yaşadığına bağlı. Bütün gün masa başında mısın yoksa sürekli dışarıda, hareket halinde mi? İşin aslı şu ki, iyi bir gözlük camı çizilmez kaplama seçerken cebindeki parayı ve günlük koşturmacanı en başa koyman lazım. İnşaat mühendisi bir arkadaşım var mesela, şantiyede toz toprak içinde çalışıyor ve adamın gözlükleri bir ayda buzlu cama dönüyordu. Ona özellikle dayanıklılığıyla bilinen çizilmeye dayanıklı gözlük camı markaları arasından bir şeyler bakmasını söylemiştim. Düşünsene, her ay cam değiştirmek kimin hoşuna gider ki?
Bak şöyle bir durum da var, bütçe meselesi gerçekten kafa karıştırabiliyor. Piyasada o kadar çok gözlük camı kaplama çeşitleri var ki insan hangisine para vereceğini şaşırıyor. Belki internette forumları okurken essilor crizal vs zeiss lotutec gibi karşılaştırmalara denk gelmişsindir. Bu ikisi gerçekten sektörün ağır topları ama senin illaki en pahalısını almana gerek yok belki de. Anti-scratch cam özellikleri denilen şey, yani camın üzerine çekilen o görünmez, sert zırh tabakası, aslında her markada farklı bir teknolojiyle sunuluyor. Kısaca, gözlüğünü masaya ters koyduğunda o sinir bozucu kılcal çiziklerin oluşmasını engelleyen şeffaf bir kalkan bu. Kendi bütçene göre en mantıklı olanı, yani çizilmez cam fiyat performans dengesini kurabilen bir model bulmak en iyisi.
Geçen sene benim de başıma geldi, yeğenimle parkta oynarken top bir geldi, gözlük fırladı gitti asfalta. İçim cız etti tabii. O an anladım ki, özellikle evde çocuk varsa ya da aktif spor yapıyorsan, o sıradan ince kaplamalar pek işe yaramıyor. Eğer sen de benim gibi biraz dikkatsizsen ya da hareketli bir hayatın varsa, en iyi çizilmez gözlük camı hangisiyse biraz paraya kıyıp onu almak gerekiyor aslında.
Ucuz etin yahnisi yavan olur derler ya, gözlük camında da aynen öyle oluyor maalesef.Peki, bu gözlük camı çizikleri nasıl önlenir hiç düşündün mü? Sadece kaplamaya güvenmek yetmiyor tabii. O mikrofiber bezi yanından ayırmayacaksın ve gözlüğü tişörtünün ucuyla silme huyundan acilen vazgeçeceksin.
Yani anlayacağın, uzun ömürlü gözlük camı seçimi yaparken gerçekten kendi hayatını merkeze almalısın. Çocuğun varsa veya sporla iç içeysen ekstra sertleştirilmiş polikarbonat tarzı camlara ve en üst düzey çizilmez kaplamalara yönel. Ama sürekli bilgisayar başındaysan, standart ama kaliteli bir çizilmezlik de işini fazlasıyla görür. Gidip optikçinle konuşurken ne istediğini, nasıl bir hayata sahip olduğunu bilerek gitmen sana o kusursuz camı bulduracak asıl anahtar. Gözlerin senin dünyaya açılan pencerelerin, o pencerelerin hep pırıl pırıl kalmasını hak ediyorsun bence.

