Göz Sağlığı
16 dk okuma

Göz Numarası Artışını Durdurmak İçin En Etkili Yöntemler

Göz numaranızın artmasını engellemek ve göz sağlığınızı korumak için günlük hayatta uygulayabileceğiniz pratik önerileri ve beslenme ipuçlarını keşfedin.

Yazan: Umaiz Ekibi
Göz Numarası Artışını Durdurmak İçin En Etkili Yöntemler

Göz Numarası Neden Artar ve Durdurulabilir mi?

Bak şöyle söyleyeyim, ilk gözlüğümü aldığım o günü hiç unutmuyorum. Doktor "Ufak bir numara, sadece tahtayı okurken takarsın" demişti. Ama işler pek öyle gitmedi tabii. Her sene o koltuğa oturduğumda harfleri okuyamayıp ecel terleri döktüm ve o gözlük numarası büyümesi gerçeğiyle yüzleştim. Hepimiz o anı yaşamışızdır, değil mi? İnsan ister istemez "Ya bu numara nereye kadar gidecek, göz numarası artışı nasıl durur?" diye paniğe kapılıyor. İşin aslı şu ki, bu artışın arkasında hem annemizden babamızdan aldığımız genetik miras hem de şu anki yaşantımız var.

Şimdi, kırma kusurları dediğimiz şey aslında gözün ışığı tam olarak doğru yere odaklayamaması durumu. Yani şu demek; göz küreniz olması gerekenden biraz daha uzunsa uzağı bulanık görüyorsunuz, buna miyop diyoruz. Ya da tam tersi, göz küreniz biraz kısaysa yakını net göremiyorsunuz, bu da hipermetrop. Peki astigmat numarası neden artar hiç düşündün mü? O da gözün en önündeki o saydam tabakanın, yani korneanın, yuvarlak bir basketbol topu gibi değil de biraz Amerikan futbolu topu gibi yumurta şeklinde olmasından kaynaklanıyor. Göz yapısı geliştikçe veya dış etkenlere maruz kaldıkça bu şekil bozuklukları da ilerliyor. Özellikle ergenlik döneminde vücut nasıl hızla büyüyorsa, göz de büyüyor ve numaralar fırlayıp gidiyor.

Peki asıl soruya gelelim; bu gidişat durdurulabilir mi? Aslında bilim insanları bu konuda ikiye bölünmüş durumda ama genel kanı, tamamen sıfırlayamasak da yavaşlatabileceğimiz yönünde. Özellikle miyop ilerlemesini durdurmak için yapılan o kadar çok araştırma var ki. Eskiden sadece genetik der geçerdik ama şimdi çevresel faktörler başrolde. Düşünsene, sabah uyanıyoruz telefon, işte bilgisayar, akşam televizyon... Gözlerimiz sürekli çok yakındaki bir ekrana kilitlenmiş durumda. Bu da göz içindeki kasların sürekli kasılı kalmasına ve gözün uzamasına, yani miyopinin artmasına zemin hazırlıyor. Hal böyle olunca ekran karşısında göz koruma meselesi lüksten çıkıp bir zorunluluk haline geldi.

Gün boyu o mavi ışığa bakmaktan gözler kan çanağına dönüyor, kuruyor, batıyor. Belki senin de akşamları başın ağrıyordur ekran yüzünden. İnsan o an göz yorgunluğuna ne iyi gelir diye fellik fellik arayışa giriyor. Tam bu noktada çok basit ama hayat kurtaran bir yöntemden bahsetmek istiyorum. 20-20-20 kuralı nedir diye soracak olursan, inan o kadar basit ki uygulayınca "Ben bunu neden daha önce yapmadım" diyeceksin.

Her 20 dakikada bir, 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa, 20 saniye boyunca bakmak.

Göz kaslarına "Tamam, biraz gevşe, mola veriyoruz" demenin en güzel yolu bu aslında. Bu ufak mola, göz numarasının artmasını önlemek için atabileceğin en pratik adımlardan biri.

Tabii iş sadece ekrandan uzaklaşmakla da bitmiyor. Bazen annelerimizin o meşhur lafı aklıma geliyor, hani hep dalga geçerdik ama kadınlar haklıymış. Göz sağlığı için beslenme gerçekten çok kritik bir mevzu. A vitamini, omega-3, lutein içeren gıdalar gözün yapıtaşlarını destekliyor. Yani aslında doğal yollarla göz sağlığını korumak demek, tabağımıza koyduğumuz o renkli sebzelerden, cevizden, balıktan geçiyor. Bazen mucizevi bir damla ya da sihirli bir gözlük bekliyoruz numaralarımız düşsün diye. Ama vücudumuza iyi bakmak, ona ihtiyacı olan molayı ve vitamini vermek çoğu zaman o pahalı çözümlerden çok daha fazla işe yarıyor. Gözlerimizin kıymetini bilelim, onlar bize bütün dünyayı gösteren iki küçük pencere ne de olsa. Gidip biraz uzağa bakmanın tam sırası sanki.

Göz Numarası Neden Artar ve Durdurulabilir mi?
Göz Numarası Neden Artar ve Durdurulabilir mi?

Ekran Karşısında Gözleri Korumak İçin 20-20-20 Kuralı

Şimdi, hepimiz günün yarısını telefon ya da bilgisayar ekranına bakarak geçiriyoruz, değil mi? İşin aslı şu ki, ben de geçen sene tam bu yüzden ciddi bir panik yaşadım. Sabahları uyanıyorum, gözlerim kan çanağı. Bir de üstüne uzağı bulanık görmeye başlayınca eyvah dedim, gözlük numarası büyümesi yine başıma dert olacak. Gittim doktora, adam bana ekran karşısında göz koruma işini ne kadar boşladığımı hatırlattı. Düşünsene, saatlerce o parlak ekrana kilitlenip kalıyoruz, göz kırpmayı bile unutuyoruz bazen.

İşte tam o dönemde doktorun bana öğrettiği çok basit ama hayat kurtaran bir taktik var. Belki sağda solda duymuşsundur, 20-20-20 kuralı nedir diye merak edenler hep oluyor. Bak şöyle anlatayım. Olay tamamen göz kaslarını şaşırtmak ve dinlendirmek üzerine kurulu. Diyelim ki bilgisayarda çalışıyorsun ya da deli gibi dizi izliyorsun. Her 20 dakikada bir, kafanı ekrandan kaldırıp 20 fit, yani aşağı yukarı 6 metre uzaklıkta bir şeye 20 saniye boyunca bakıyorsun. Sadece 20 saniye. Karşı apartmanın çatısına bak, pencereden geçen arabaları izle, ne bileyim duvardaki saate odaklan. Bu minicik mola, göz yorgunluğuna ne iyi gelir inanamazsın. Çünkü gözlerimiz yakına bakarken sürekli kasılır, uzağa bakarken ise gevşer. Yani o kasılmış zavallı kaslara bir nefes aldırıyoruz. Özellikle miyop ilerlemesini durdurmak isteyenler için bu gevşeme anları o kadar kritik ki.

Bazen bana soruyorlar, astigmat numarası neden artar diye. Aslında genetik faktörler falan var ama o gözleri ekrana bakarken saatlerce kısmak, yanlış ışıkta çalışmak var ya, işte o da gözü fena halde yorup yapısını zorluyor. Göz numarasının artmasını önlemek istiyorsak sadece uzağa bakmak yetmiyor tabii. Ekran parlaklığını bulunduğun odanın ışığına göre ayarlamak zorundasın. Karanlık odada o telefonun ışığını sonuna kadar açıp bakmak gözlere resmen işkence etmek demek.

"Gözlerimi nasıl daha az yorarım?" diye düşünüyorsan, ekranın beyaz arka planı odadaki bir kağıt parçası kadar aydınlık olmalı, ne daha fazla ne daha az.
Bunun yanında mavi ışık filtreli gözlükler de bayağı işe yarıyor. Ben kullanmaya başladığımdan beri akşamları o baş ağrılarım epey hafifledi. Göz numarası artışı nasıl durur diye kara kara düşünürken aslında çözümün böyle ufak tefek alışkanlıklarda gizli olduğunu fark ettim.

Tabii iş sadece ekranla bitmiyor, işin içine biraz da vücuda ne aldığımız giriyor. Göz sağlığı için beslenme konusu hep böyle havuç yiyin falan diye geçiştirilir ama aslında olay A vitamini, omega-3 ve yeşil yapraklı sebzelerden geçiyor. Yani o göz kaslarının, sinirlerinin de bir yakıta ihtiyacı var. Doğal yollarla göz sağlığını korumak öyle çok karmaşık bir bilim dalı değil aslında. Biraz ekran molası, biraz doğru ışık, biraz da yediğine içtiğine dikkat etmek. Bazen kendimi kaptırıp 20 dakikayı geçiriyorum, yalan yok. Ama telefonuma kurduğum ufak bir hatırlatıcı sayesinde gün içinde o 20 saniyelik uzaklara dalma seanslarını yapmaya çalışıyorum. Emin ol, gözlerin sana günün sonunda sessizce teşekkür ediyor.

Göz Sağlığını Destekleyen Beslenme Alışkanlıkları

Şimdi, doktor koltuğuna oturup o duvardaki harfleri okumaya çalıştığın anı bir düşün. Geçen sene cam gibi okuduğun o orta satır birden bulanıklaşmış, değil mi? İşin aslı şu ki, benim de başıma geldi bu. Gözlük numaramın her kontrolde yarım derece fırlaması beni gerçekten sinir ediyordu. Acaba gözlük numarası büyümesi kaderimiz mi diye düşünmeden edemiyor insan. Ama aslında tabağımıza koyduğumuz şeylerin bu gidişatı değiştirebileceğini biliyor muydun? Yani, göz numarasının artmasını önlemek sadece ekran süresini kısmakla bitmiyor, işin biraz da mutfak kısmı var.

Bak şöyle anlatayım, göz sağlığı için beslenme dediğimiz şey aslında o kadar da karmaşık bir bilim dalı değil. Mesela A vitamini ve Omega-3 yağ asitleri gözlerimizin yapı taşları gibi çalışıyor. Bir de Lutein ve Zeaksantin diye iki garip isimli madde var. Bunları duyunca insanın gözü korkuyor ama yani şu demek: Bu ikili, gözümüzün içine yerleştirilmiş doğal güneş gözlükleri gibi çalışıp zararlı ışınları süzüyor. Düşünsene, astigmat numarası neden artar ya da miyop ilerlemesini durdurmak için ne yapmalıyım diye saatlerce internette dolanıyoruz ama cevap belki de dolaptaki ıspanakta saklı.

"Gözler kalbin aynasıdır derler ya, aslında gözler ne yediğimizin de aynası."

Peki bu besinleri hayatımıza nasıl sokacağız? Öyle abartılı, tatsız tuzsuz diyetlere falan hiç gerek yok. Sabah kahvaltısına bir avuç badem atmak ya da akşam yemeğinde koca bir kase ıspanak salatası yemek harika bir başlangıç. Havuç zaten çocukluğumuzdan beri bildiğimiz klasik, onu ara öğünlerde kıtır kıtır yiyebilirsin. Haftada bir iki gün somon balığı tüketmek de o meşhur Omega-3 ihtiyacını şıp diye karşılıyor. Doğal yollarla göz sağlığını korumak aslında tabağını biraz renklendirmekten ibaret. İnsan bazen çok zor sanıyor ama değil işte.

Bir de su meselesi var ki bence en çok atladığımız şey bu. Bütün gün bilgisayar başında çalışırken gözlerimiz kuruyor, yanıyor, batıyor. Ekran karşısında göz koruma yolları ararken hep pahalı damlalara sarılıyoruz ama yeterince su içmiyorsan o gözyaşı nasıl üretilecek, hiç düşündün mü? Göz yorgunluğuna ne iyi gelir diye soranlara benim ilk tavsiyem hep kocaman bir bardak su içmeleri oluyor. Tabii sadece su yetmez, gözleri dinlendirmek de lazım. Mesela 20-20-20 kuralı nedir diye merak edenler oluyor çevremde. Çok basit bir şey aslında. Her 20 dakikada bir, 20 feet uzağa, yani yaklaşık 6 metre ileriye, 20 saniye boyunca dalıp gidiyorsun. Göz kaslarının biraz gevşemesi, o ekrana kilitlenmiş halinden kurtulması demek bu.

Bazen her şeyi doğru yaptığımızı sansak da bir şeyler eksik kalıyor. Göz numarası artışı nasıl durur sorusunun tek bir sihirli cevabı yok belki. Ama beslenmene dikkat edip, suyunu içip, gözlerini de o ekran esaretinden ara sıra kurtardığında, o doktor koltuğundaki stresli anların azaldığını sen de fark edeceksin. Kendine ve o güzel gözlerine bu ufak iyiliği yapmaya fazlasıyla değer bence.

Göz Sağlığını Destekleyen Beslenme Alışkanlıkları
Göz Sağlığını Destekleyen Beslenme Alışkanlıkları

Doğru Aydınlatma ve Uyku Düzeninin Gözlere Etkisi

Geçenlerde gece yarısına kadar sadece bilgisayarın ekran ışığıyla çalışıyordum, hani o odanın karanlık olduğu ama yüzünün aydınlandığı o garip anlar vardır ya. Ertesi sabah kalktığımda gözlerim resmen kan çanağına dönmüştü ve başım çatlıyordu. Aslında göz numarası artışı nasıl durur diye düşünürken hep dijital aletleri suçluyoruz ama ortam ışığını tamamen unutuyoruz. İşin aslı şu ki, kitap okurken ya da çalışırken kullandığımız aydınlatma ile göz yorgunluğu arasında çok doğrudan bir ilişki var. Loş ışıkta bir şeyler okumaya çalıştığında göz bebeklerin daha fazla ışık almak için kocaman açılır ve göz kasların odaklanmak için ekstra bir çaba harcar. Yani gözlük numarası büyümesi tam da bu anlarda sinsice hızlanabiliyor. Bak şöyle düşün, karanlıkta incecik bir iğne deliğinden iplik geçirmeye çalışıyorsun, gözlerin ne kadar yorulur değil mi?

Peki doğru ışık nasıl olmalı? Hiç düşündün mü, tepeden vuran o florasan lambalar bazen neden baş ağrısı yapar? Çünkü ışığın doğrudan gözüne gelmemesi gerekiyor. Kitap okuyorsan ışık omuzunun üzerinden, arkadan bir yerden sayfaya düşmeli. Sağlaksan sol arkadan, solaksan sağ arkadan gelmesi en ideali, böylece elinin gölgesi okuduğun yere düşmez. Miyop ilerlemesini durdurmak ya da en azından yavaşlatmak istiyorsan bu basit detayı kesinlikle atlamamalısın. Bazen arkadaşlarım soruyor, astigmat numarası neden artar diye. Sadece genetik değil ki, gözü sürekli yanlış açıyla gelen ışıkta kısmak, o korneanın yapısını zorlamak da bu işin tuzu biberi oluyor aslında. Eğer ekran karşısında göz koruma gibi bir niyetimiz varsa, odanın genel aydınlatmasını bilgisayar ekranının parlaklığıyla aynı seviyede tutmaya çalışmak inanılmaz fark yaratıyor.

Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne, yani uykuya. Düşünsene, bütün gün o ekrandan bu ekrana koşturuyoruz, gözler sürekli bir mesai halinde. Gece yatağa yattığımızda kaliteli ve yeterli bir uyku çekmek, göz hücrelerinin yenilenmesi için tek fırsatımız. Uyku sırasında göz içi basıncı dengeleniyor. Yani şu demek; gözün içindeki sıvının yaptığı o baskı, sen derin uykudayken normale dönüyor ve göz adeta bir oh çekip kendini tamir ediyor. Eğer uykusuz kalırsan, o basınç dengesizleşir ve göz sinirleri yıpranmaya başlar. Doğal yollarla göz sağlığını korumak istiyorsan, günde yedi sekiz saat deliksiz uyumaktan daha güzel bir ilaç yok bence. Sabah kalktığında o gözlerindeki ağırlık hissini biliyorsun değil mi? İşte o, gözlerinin sana "lütfen biraz daha dinleneyim" deme şekli.

Gözlerimiz aslında vücudumuzun en çalışkan ama en sessiz işçileri, ta ki bulanık görmeye başlayana kadar onların kıymetini pek bilmiyoruz.

Belki konumuz ışık ve uyku ama, göz yorgunluğuna ne iyi gelir diye araştırırken karşıma çıkan bir iki ufak tefek detayı da araya sıkıştırmak istiyorum. Mesela çalışırken gözlerini dinlendirmeyi unutma. Duymuşsundur belki, 20-20-20 kuralı nedir diye soran çok oluyor son zamanlarda. Kısaca, her 20 dakikada bir, 20 feet (yaklaşık 6 metre) uzağa 20 saniye boyunca bakmak demek. Göz kaslarının o kilitlenmiş halini çözmek için harika bir yöntem. Tabii işin içine biraz da göz sağlığı için beslenme alışkanlıklarını katarsan, o havuçlar, ıspanaklar falan gerçekten de işe yarıyor. Her şeyi bir arada düşünmek lazım. Göz numarasının artmasını önlemek sadece tek bir sihirli değnekle olmuyor ne yazık ki. Doğru ışıkta çalışıp, o ekranlardan ara sıra başını kaldırıp uzaklara dalarak ve gece de o telefonu yastığın altına atıp mışıl mışıl uyuyarak bu süreci çok daha sağlıklı bir şekilde yönetebilirsin.

Doğru Aydınlatma ve Uyku Düzeninin Gözlere Etkisi
Doğru Aydınlatma ve Uyku Düzeninin Gözlere Etkisi

Düzenli Göz Muayenesi ve Açık Hava Aktiviteleri

Geçenlerde eski gözlüklerimi buldum çekmecede. Merak edip taktım ve taktığım an dünyam karardı resmen, o kadar değişmiş ki numaram! İşin aslı şu ki, çoğumuz ancak tabelaları okuyamadığımızda ya da baş ağrısından duramadığımızda doktora gidiyoruz, haksız mıyım? Ama rutin göz doktoru kontrollerini aksatmamak, gözlük numarası büyümesi sorununu erkenden fark edip frenlemek için inanılmaz kritik. Doktorum bana bir keresinde, "Eğer altı ayda bir gelseydin, o astigmat numarası neden artar diye kara kara düşünmezdik, erkenden müdahale ederdik" demişti. Yani, o bulanık görme hissi başlamadan, her şey yolunda görünürken bile o koltuğa oturmak lazım.

Belki sen de benim gibi sürekli bilgisayar başındasındır. Ekran karşısında göz koruma yollarını ararken hep o meşhur tavsiyeyle karşılaşıyoruz, 20-20-20 kuralı nedir diye merak edip deniyoruz. Gerçekten de göz yorgunluğuna ne iyi gelir dersen, o kısacık molalar hayat kurtarıyor. Ama tek başına yeterli mi? Hiç düşündün mü, bütün gün kapalı alanda kalmak gözlerimize ne yapıyor? Doğal yollarla göz sağlığını korumak sadece mola vermekle ya da göz sağlığı için beslenme rutinimize bol bol havuç eklemekle bitmiyor aslında. Asıl sihir, kapının hemen dışında bekliyor bizi.

Bak şöyle anlatayım, özellikle çocuklar ve gençler için açık havada vakit geçirmenin miyop ilerlemesini durdurmak konusunda ne kadar etkili olduğunu gösteren tonla araştırma var. Bilim insanları diyor ki, gün ışığı göz küresinin gereğinden fazla uzamasını engelliyor. Göz küresinin uzaması... yani şu demek: Gözümüzün bir balon gibi arkaya doğru esnemesi ve ışığı yanlış yere odaklaması. İşte bu durum uzağı göremememize yol açıyor. Düşünsene, sadece parkta yürüyüş yapmak, güneşi hissetmek bile o balonun şeklini korumasına yardım ediyor.

Güneş ışığı sadece ruhumuza değil, gözlerimizin o hassas yapısına da en iyi gelen doğal ilaçlardan biri aslında.

Bazen göz numarası artışı nasıl durur diye o kadar karmaşık çözümler arıyoruz ki, en basitini gözden kaçırıyoruz. Günde en az bir iki saat dışarıda, o doğal gün ışığında kalmak gözlerimize resmen nefes aldırıyor. Şimdi, göz numarasının artmasını önlemek istiyorsan, o karanlık odayı ya da ofisi bir an önce havalandırıp kendini dışarı atman lazım. Hem ekranlardan uzaklaşmış oluyorsun hem de göz kasların o daracık mesafelere odaklanmaktan kurtulup ufuk çizgisine bakarak gevşiyor. Hadi, bugün o randevuyu alıp gözlerini bir kontrol ettir, sonra da çıkıp güzel bir yürüyüş yap. Gözlerinin sana nasıl teşekkür edeceğini kendi gözlerinle göreceksin.

Etiketler:

#Göz Sağlığı
#Miyop
#Göz Bakımı
#Sağlıklı Yaşam
#20-20-20 Kuralı
#Dijital Göz Yorgunluğu

Haberdar Olun

Pazarlama e-postaları almayı kabul ediyorsunuz