Gözlük Kullanımının Avantajları ve Dezavantajları
Sabah uyandın, gözün tam açılmamış daha. Komodinin üzerinden alıp takıyorsun ve bitti. Dünyayı net görüyorsun. Düşünsene, ne kadar pratik değil mi? Şimdi, numaralı gözlük mü kontakt lens mi diye düşünürken çoğumuzun aklına önce bu rahatlık geliyor. Gözlük kullanmanın avantajları aslında tam olarak bu "tak ve çık" kolaylığında saklı. Hiç aynanın karşısına geçip gözüne bir şey yerleştirmeye çalışmıyorsun. Yani, zamanla yarışıyorsan gözlük gerçekten hayat kurtarıyor.
İşin aslı şu ki, sağlık kısmını düşününce gözlük hep bir adım önde. Göz sağlığı için en iyisi hangisi diye doktorlara sorsan, muhtemelen birçoğu gözlüğün o risksiz, temiz yapısından bahsedecektir. Bak şöyle anlatayım, lense dokunmadan önce ellerini yıkaman, solüsyonu yenilemen falan lazım. Gözlükte öyle mi? Al tişörtünün ucuyla sil. Gerçi bunu yapma diyorlar ama hangimiz yapmıyoruz ki? Benim de başıma geldi, üniversitedeyken lens takmaya üşenip hep gözlükle gezerdim çünkü gözüme mikrop kapacak diye ödüm kopardı. Kontakt lens zararları denince akla gelen o korkunç göz enfeksiyonu riski, gözlükte neredeyse sıfır. Gözüne doğrudan bir şey temas etmiyor sonuçta.
Belki sen de internette kontakt lens göz kuruluğu yapar mı diye aratıp o ürkütücü yorumları okumuşsundur. Evet, maalesef yapabiliyor. Gözlük taktığında ise gözünün oksijen almasını engelleyen hiçbir bariyer yok. O yüzden gözlerin nefes alıyor, kurumuyor. Bir de işin astigmat boyutu var tabii. Astigmat için gözlük mü lens mi diye soran çok arkadaşım oluyor. Astigmat, yani gözün ön tabakasının yumurta gibi şekil bozukluğuna sahip olması durumu. Gözlük camları bu yamukluğu dışarıdan çok net düzeltebiliyor. Lens de düzeltiyor gerçi ama bazen gözde kaydığı için görüntü bir anda bulanıklaşabiliyor. Gözlükte cam sabit, sen nereye bakarsan bak o düzeltmeyi aynı açıyla yapıyor.
Tabii her şey bu kadar tozpembe değil. İşin bir de sinir bozucu yanları var. Lens mi gözlük mü daha rahat diye tartışırken gözlükçülerin pek söylemediği o meşhur buğulanma sorunu var mesela. Kışın soğuktan sıcacık bir kafeye girersin, anında kör olursun. Gözlük camları bembeyaz olur. Ya da yağmurlu bir havada yürürken o camlara düşen damlalar yüzünden silecek taktırasın gelir.
Sırf şu yağmurda önümü göremiyorum diye gözlüğü fırlatıp atasım gelmiştir kaç kere. Hiç yaşamadın mı bunu?
Spor yaparken de ayrı bir derttir. Halı sahada top oynarken ya da sporda koşarken burnundan aşağı kayıp durur. Bir de görüş açısı meselesi var. Gözlük sana çerçevenin dışını göstermez. Kafanı çevirmeden sadece göz ucuyla yan tarafa bakmaya çalışırsan, sadece çerçevenin o kalın kenarını ya da bulanık bir dünyayı görürsün.
Gözlük mü lens mi karmaşasında aslında herkesin kendi doğrusu var. Gözlük takmak inanılmaz güvenli, hijyenik ve pratik. Akşam televizyon izlerken koltukta sızıp kalırsan, sabah kalktığında gözlerin kan çanağına dönmüyor mesela. Sadece hafifçe yamulmuş bir çerçeveyle uyanıyorsun, o kadar. Biraz kısıtlı bir görüş alanı ve hava şartlarına yenik düşme ihtimali senin için dert değilse, gözlüğün o kendine has rahatlığı gerçekten paha biçilemez.
Kontakt Lenslerin Günlük Yaşamdaki Yeri ve Etkileri
Düşünsene, sabah uyanıyorsun ve burnunun üzerinde o tanıdık ağırlık yok. Aynaya baktığında çerçevenin arkasına saklanmamış kendi yüzünü görüyorsun. Belki de sırf bu yüzden numaralı gözlük mü kontakt lens mi ikileminde kalan birçok kişi tercihini lensten yana kullanıyor. Çünkü lens taktığında görüş açın bir anda inanılmaz genişliyor. Gözlük çerçevesinin o sinir bozucu sınırları ortadan kalkıyor. Sağa sola bakarken kafanı çevirmek zorunda kalmıyorsun, her yeri kendi gözünmüş gibi net ve kesintisiz görüyorsun. Lens mi gözlük mü daha rahat diye soranlara hep bu sınırsız özgürlük hissini anlatırım. Gerçekten de insan bir kere o geniş açıya alışınca çerçevelerin içine geri dönmekte zorlanıyor.
İşin aslı şu ki, özellikle spor yapıyorsan ya da sürekli hareket halindeysen lens tam bir kurtarıcı. Benim de başıma geldi; yıllar önce lisedeyken halı saha maçında yüzüme çarpan topla gözlüğümün paramparça olması hayatımın dönüm noktası olmuştu. O günden sonra anladım ki aktif bir yaşam için lens şart. Koşarken burnundan kayan bir çerçeveyi sürekli parmağınla geriye itmek zorunda kalmamak harika bir his değil mi? Ama tabii, işin içine biraz göz kusuru detayları girince işler değişiyor. Mesela astigmat için gözlük mü lens mi diye düşünüyorsan durum bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Torik lens denilen, yani astigmatı düzeltmek için özel üretilmiş ve gözün içinde belli bir açıda sabit durması gereken o mercekler, bazen gözlük kullanmanın avantajları karşısında biraz daha fazla alışma süresi isteyebiliyor. Gözlüğün o tak-çıkart pratikliği, özellikle gözün yorulduğunda insanı ciddi anlamda cezbediyor aslında.
Gözünde bir çift şeffaf mucize taşıyorsun ama unutma, bu mucizenin de nazı niyazı hiç bitmiyor.
Bak şöyle bir gerçek de var, bu kadar özgürlüğün her zaman bir bedeli oluyor. Lens bakımı öyle üstünkörü geçiştirilecek, "aman bugün de solüsyona koymayayım" denecek bir şey değil. Akşam yorgun argın eve gelip o lensi temizlemeden sızarsan, sabah kıpkırmızı ve şiş gözlerle uyanman işten bile değil. Çevremde çok duyuyorum, kontakt lens göz kuruluğu yapar mı diye endişeyle soruyorlar. Evet, maalesef yapabiliyor. Özellikle saatlerce bilgisayar ekranına veya telefona bakıyorsan göz kırpmayı unutuyorsun. O küçücük plastik parça da gözünde kuruyup zımpara gibi batmaya başlıyor. Hele bir de el yıkama gibi basit hijyen kurallarını boş verirsen kontakt lens zararları ile çok acı bir şekilde yüzleşmek zorunda kalırsın. Kornea enfeksiyonu denilen o korkutucu şey kapıda bekliyor olabilir. Yani şu demek; gözünün o en dıştaki şeffaf saat camı gibi olan tabakasında mikrop birikip iltihaplanma oluyor. İnanın bana, o sürekli batma ve ışığa bakamama hissiyle yaşamak hiç ama hiç eğlenceli değil.
Şimdi hal böyleyken, göz sağlığı için en iyisi hangisi sorusunun tek bir sihirli cevabı yok aslında. Tamamen senin nasıl bir hayat yaşadığına, gözünün yapısına ve o şeffaf merceklere ne kadar titiz bakabileceğine bağlı. Belki hafta içi koşturmacasında ve spor yaparken lensin o eşsiz rahatlığından faydalanıp, hafta sonu evde kahveni yudumlarken gözlüğünün o zahmetsiz konforuna sığınmak en güzelidir. Yani, gözlük mü lens mi sorusunun cevabı siyah ya da beyaz değil; ikisinin de yeri ayrı, yeter ki gözünün neye ihtiyacı olduğunu bilip ona göre davran.

Sağlık Açısından Karşılaştırma: Hangisi Daha Güvenli?
Şimdi, hepimizin aklına o meşhur soru geliyor... Gözlük mü lens mi diye düşünürken aslında sadece görünüşü değil, işin tıbbi boyutunu da masaya yatırmak lazım. Doktorların kapısını çaldığımızda hep aynı ikilemle karşılaşıyoruz. Ya da en azından ben öyle hissediyorum. Göz doktorum bana her seferinde göz sağlığı için en iyisi hangisi sorusunun cevabının kişiden kişiye değiştiğini söyler. Ama işin aslı şu ki, kornea sağlığı dediğimiz o hassas mesele devreye girince işler biraz değişiyor. Hiç düşündün mü, gözümüzün en dış tabakası olan kornea aslında nefes almak istiyor, değil mi?
Bak şöyle düşün, gözümüzün önündeki o şeffaf tabaka, yani kornea, oksijeni havadan doğrudan alıyor. Araya bir plastik parçası, yani lens koyduğunda bu alışverişi bir nevi kesintiye uğratıyorsun. Doktorlar hep oksijen geçirgenliği yüksek lensler önerir. Yani şu demek; gözünün üzerine koyduğun o minik şeffaf tabakanın, havadaki oksijeni gözüne ne kadar iletebildiği. İletemezse ne olur? Göz boğulur. Çevremde o kadar çok insan var ki kontakt lens göz kuruluğu yapar mı diye soran... Yapar, evet. Hatta benim de başıma geldi. Üniversite yıllarında sırf havalı görüneyim diye sabahtan gece yarısına kadar lensle gezerdim. Gözlerim kıpkırmızı olurdu, sanki içine kum kaçmış gibi batardı. O dönem kontakt lens zararları konusunda pek bir fikrim yoktu tabii. Göz susuz kalınca isyan ediyor işte.
Öte yandan gözlüğün çok hakkı yeniyor bence. Düşünsene, yüzünde bir kalkan taşıyorsun resmen. Rüzgarda uçuşan tozlardan, polenlerden ya da bilgisayar ekranından gelen o tuhaf ışıklardan seni fiziksel olarak koruyan bir bariyer var. Gözlük kullanmanın avantajları saymakla bitmez aslında. Gözün doğrudan havayla temas ediyor, nefes alıyor, özgür. Özellikle astigmat için gözlük mü lens mi diye soranlara hep aynı şeyi söylüyorum. Astigmat lensleri, yani tıbbi adıyla torik lensler gözde hep sabit durmak zorundadır, biraz kaydığı an görüntü bulanıklaşır. Gözlükte böyle bir derdin yok. Takıyorsun ve bitiyor. Bazen aynanın karşısına geçip numaralı gözlük mü kontakt lens mi diye kendimle tartıştığımda, gözlüğün o zahmetsiz koruyuculuğu hep ağır basıyor.
"Gözlük takmak bazen burnumuzun üzerinde bir yük gibi hissettirse de, gözümüzün özgürce nefes alması paha biçilemez."
Belki sen de sabahları uyanıp o solüsyonlarla uğraşmaktan sıkılmışsındır. Ya da tam tersi, yağmurlu bir günde gözlük camlarının silecekleri olmamasından şikayetçisindir. İnsan haliyle lens mi gözlük mü daha rahat diye sormadan edemiyor. İşin aslı, tıbbi açıdan baktığımızda gözlük her zaman daha risksiz bir liman. Lensin enfeksiyon riski, korneayı çizme ihtimali ya da o meşhur göz kuruluğu gibi dertleri varken, gözlük sadece ara sıra silinmek ister. O kadar. Doktorların da dediği gibi, eğer lense mecbur değilsen ya da hijyenine çok çok dikkat edemeyecek durumdaysan, gözünü hiç yorma. Bırak o güzel gözlerin kana kana oksijen alsın, dışarıdan gelen toz toprağa karşı da önünde camdan bir siper olsun.
Yaşam Tarzınıza Göre En Doğru Seçimi Nasıl Yaparsınız?
Sabah uyandığında ilk ne yapıyorsun? Belki hemen telefona uzanıyorsun ya da yüzünü bile yıkamadan kahve makinesine koşuyorsun. İşin aslı şu ki, göz bozukluğun varsa o ilk anlar hep biraz bulanıktır. Peki, bu bulanıklığı nasıl çözeceğiz? Gözlük mü lens mi sorusu tam da burada hayatımızın ortasına düşüyor. Düşünsene, bütün gün bilgisayar başındasın, akşam spora gidiyorsun, belki hafta sonu kampa kaçıyorsun. Bütün bu koşturmaca içinde lens mi gözlük mü daha rahat diye kendi kendine sorup duruyorsun, değil mi?
Şimdi, eğer benim gibi günde sekiz on saat ekrana bakıyorsan durum biraz farklılaşıyor. Numaralı gözlük mü kontakt lens mi diye düşünürken o uzun ofis mesailerini hesaba katmak şart. Ekrana bakarken göz kırpma sayımız inanılmaz düşüyor, yani farkında olmadan gözlerimizi kocaman açıp ekrana kilitleniyoruz. Hal böyle olunca insan ister istemez kontakt lens göz kuruluğu yapar mı diye endişeleniyor. Açıkçası, evet, yapabiliyor. Benim de başıma geldi; bir ara sırf daha havalı duruyor diye ofiste sürekli lens takıyordum ama akşam beşe doğru gözlerime resmen kum kaçmış gibi hissediyordum. O noktada gözlük kullanmanın avantajları resmen hayat kurtarıyor. Takıyorsun, çıkarıyorsun, oh be diyorsun. Gözün hava alıyor bir kere.
Ama bak şöyle bir şey de var, diyelim ki akşamları halı sahaya gidiyorsun ya da sürekli hareket halinde olduğun, oradan oraya koşturduğun bir işin var. Ya da yağmurlu bir günde o gözlük camlarının silecekleri olmamasını içinden lanetliyorsun. İşte o zaman lens inanılmaz bir özgürlük hissi veriyor. Hele bir de astigmatın varsa işler biraz daha karışıyor. Astigmat, yani gözün ön tabakasının yumurta gibi hafif oval olması durumu diyelim, görüntüyü fena dağıtıyor. Astigmat için gözlük mü lens mi dersen, modern torik lensler harika iş çıkarıyor. Fakat lensin bakımını ihmal edersen, ellerini yıkamadan takıp çıkarırsan kontakt lens zararları yavaş yavaş kapını çalmaya başlıyor. Enfeksiyonlar, batmalar, kızarıklıklar... Hiç gerek yok böyle dertlere, inan bana.
Bütçe meselesi de kafanı kurcalıyor olabilir, haklısın. Gözlüğü bir kere alıp yıllarca tepe tepe kullanabiliyorsun ama lensin solüsyonu, aylık değişimi derken masrafı cidden hiç bitmiyor. Peki, göz sağlığı için en iyisi hangisi? Aslında tek bir doğru cevap yok. İkisini birden kullanmak, yani duruma göre dönüşümlü takılmak bence en güzeli. Dışarı çıkarken, sporda, özel bir davette lensini tak; eve gelince, pijamalarını giyip bilgisayar karşısına geçtiğinde hemen gözlüğüne dön. Ben yıllardır bu hibrit sistemi uyguluyorum ve gözlerim resmen bayram ediyor.
Gözlerin senin dünyaya açılan pencerelerin, onlara kendi bildiğin gibi değil, hak ettikleri gibi iyi bakman lazım.
Yani, kendi kafana göre internetten okuduklarınla sipariş vermek yerine işin uzmanına danışmak en mantıklısı. Belki senin göz yapın, gözyaşı kaliten lense hiç uygun değil ya da belki de sandığından çok daha rahat edeceksin. Bunu ancak detaylı bir muayeneyle öğrenebilirsin. En yakın zamanda güvendiğin bir göz doktoruna gidip durumunu anlatmak ve gün içindeki alışkanlıklarından bahsetmek, kendine yapacağın en iyi yatırım olacak.

