Göz Sağlığı
17 dk okuma

Lens Kullanırken Göz Kuruluğu: Nedenleri ve Çözümleri

Kontakt lens kullanırken göz kuruluğu mu yaşıyorsunuz? Göz yanması, batma ve kızarıklığa karşı alabileceğiniz önlemleri ve en etkili çözümleri keşfedin.

Yazan: Umaiz Ekibi
Lens Kullanırken Göz Kuruluğu: Nedenleri ve Çözümleri

Kontakt Lens Kullanımında Göz Kuruluğu Neden Olur?

Sabah uyandığında o taptaze lensi gözüne takıyorsun, her şey harika. Dünyayı pırıl pırıl görüyorsun. Ama saatler ilerledikçe, özellikle de akşamüstüne doğru o sinir bozucu kuruluk hissi başlıyor, değil mi? Düşünsene, gözümüzün önünde gözyaşı filmi dediğimiz incecik, ıslak bir tabaka var. Yani gözümüzü nemli tutan, pürüzsüz kalmasını sağlayan ve kurumaktan koruyan doğal bir kalkan bu. Sen o incecik tabakanın tam ortasına plastik bir materyal yerleştiriyorsun. Lens, tıpkı minik bir sünger gibi gözyaşını emmeye başlıyor. Haliyle kontakt lens göz kuruluğu dediğimiz o can sıkıcı durum ortaya çıkıyor. İnsan ister istemez gözünü ovuşturmak, o rahatsızlığı söküp atmak istiyor. Zaten lens kullanırken göz yanması şikayetlerinin en temel sebebi de lensin gözyaşı dengesini bozan bu fiziksel varlığının ta kendisi.

Şimdi, işin içine bir de oksijen meselesi giriyor. Gözümüzün de nefes almaya ihtiyacı var, hiç düşündün mü? Kornea tabakası, yani gözümüzün o renkli kısmının üzerindeki şeffaf cam gibi olan bölge, damarsız olduğu için oksijeni doğrudan havadan alır. Araya lensi koyduğunda aslında gözünle hava arasına bir nevi duvar örmüş oluyorsun. Benim üniversite yıllarımda tam da bu yüzden başıma epey tatsız bir olay gelmişti. Öğrenci bütçesiyle gidip en ucuz, eski tip kalın lenslerden almıştım. Akşamına gözlerim kıpkırmızı olmuştu, acıdan ve batmadan duramıyordum. Lens takarken göz kızarıklığı yaşamanın ne kadar korkutucu bir his olduğunu o gün çok iyi anladım. Ertesi gün koşa koşa gittiğim doktorum bana oksijen geçirgenliği çok daha yüksek olan silikon hidrojel lensler kullanmam gerektiğini söylemişti. Yani bu şu demek; üzerinde gözün rahatça nefes almasını sağlayan mikroskobik gözenekler bulunan, havayı geçiren yeni nesil bir malzeme. Bu değişimi yaptıktan sonra dünyam aydınlandı resmen, o eski batmalardan eser kalmadı.

Bak şöyle bir durum da var, bütün suçu sadece lense atmak pek adil olmaz aslında. Çevresel faktörler de bizi fena vuruyor. Bütün gün bilgisayar ekranına ya da telefona kilitlenip kalıyoruz. Ekrana dalıp gittiğimizde göz kırpmayı resmen unutuyoruz, inanabiliyor musun? Normalde dakikada on beş yirmi kez göz kırparken, dikkatimiz ekrandayken bu sayı beşe altıya kadar düşüyor. Göz kapağı cam sileceği gibi çalışıp gözü ıslatamayınca kuruluk kaçınılmaz oluyor. Bir de ofisteki o buz gibi üfleyen klimalı ortamlar yok mu... O soğuk ve kuru hava, gözyaşını saniyeler içinde buharlaştırıp uçuruyor. Haliyle kuru göz sendromu ve lens kullanımı birleşince ortalık iyice karışıyor. Belki de senin yaşadığın sorunun altında yatan şey sadece çevre değil, doğru lens solüsyonu seçimi yapmamak da olabilir. Bazen ucuz olsun diye aldığımız solüsyondaki koruyucu kimyasal maddeler bile gözü içten içe tahriş edip kurutabiliyor.

"Göz kuruluğu sadece basit bir batma hissi değil, aslında gözün sana 'bana yardım et, nefes alamıyorum ve susuz kaldım' deme şeklidir."

İşin aslı şu ki, insan o kum kaçmış gibi olan batma hissi gelince panikle lens batması nasıl geçer diye internette deli gibi çareler aramaya başlıyor. Gidip eczaneden ya da marketten rastgele bir göz damlası almak yerine, mutlaka ama mutlaka lens uyumlu suni gözyaşı kullanmak gerekiyor. Yani içinde lensin yapısını bozacak, plastiği eritecek veya matlaştıracak kimyasallar olmayan, lense zarar vermeden gözü kayganlaştıran özel damlalar kullanmalısın. Piyasada göz kuruluğuna iyi gelen damlalar epey fazla ama hepsi lens gözündeyken damlatılmaya uygun değil maalesef. Bazen sadece ufacık bir damla, o anki tüm yanmayı ve acıyı alıp götürüyor, gözün derin bir oh çekiyor. Yine de asıl mesele, gözünün neden kuruduğunu bulup ona göre doğru bir lens materyali seçmek ve günlük alışkanlıklarını biraz olsun değiştirebilmekte yatıyor.

Kontakt Lens Kullanımında Göz Kuruluğu Neden Olur?
Kontakt Lens Kullanımında Göz Kuruluğu Neden Olur?

Göz Kuruluğu Belirtileri Nelerdir ve Ne Zaman Doktora Gidilmeli?

Şöyle bir düşün, sabah hevesle o yeni aldığın lenslerini taktın ama öğlene doğru gözlerinde tuhaf bir şeyler hissetmeye başladın. Aslında tam da o an kontakt lens göz kuruluğu dediğimiz o can sıkıcı durumla tanışıyorsun. Benim de başıma defalarca geldi, inanın çok sinir bozucu bir şey. Gözde sanki incecik bir kum tanesi kalmış gibi bir yabancı cisim hissi, hafif bir batma... Bazen de ekran başında fazla kalınca lens kullanırken göz yanması başlıyor. İnsan ister istemez gözünü ovuşturmak istiyor, değil mi?

Bak şöyle söyleyeyim, bu belirtiler her zaman sadece masum bir yanma veya batmayla da kalmıyor. Aynaya bir bakıyorsun, gözler kıpkırmızı olmuş. Yani o lens takarken göz kızarıklığı dediğimiz durum, gözünün neme ne kadar aç olduğunun en büyük kanıtı aslında. Bazen de geçici bir bulanık görme yaşarsın. Sanki camı buğulanmış bir gözlükten bakıyormuşsun gibi. Kuru göz sendromu ve lens ikilisi bir araya geldiğinde bu tarz şeyleri gün içinde yaşamak inanın çok normal. Böyle anlarda insan hemen lens batması nasıl geçer diye internette çareler aramaya başlıyor. Belki gözlerini birkaç saniye kapatıp dinlendirmek ya da bol bol kırpmak o anlık ufak bir rahatlama sağlıyor ama kalıcı bir çözüm olmuyor maalesef.

İşin aslı şu ki, hafif bir batma hissettiğinde evde kendi kendine uygulayabileceğin bazı basit yöntemler var. Mesela lens uyumlu suni gözyaşı damlatmak çoğu zaman hayat kurtarıcı olabiliyor. Eczaneye gidip göz kuruluğuna iyi gelen damlalar sorduğunda sana muhtemelen bir sürü seçenek sunacaklardır, ama mutlaka gözünde lens varken kullanıp kullanamayacağını teyit etmelisin. Bir de doğru lens solüsyonu seçimi meselesi var ki, bu gerçekten çok mühim. Bazen sadece akşamları kullandığın solüsyonu değiştirmek bile o kuruluk hissini bıçak gibi kesiyor. Düşünsene, her gün gözüne temas eden bir sıvının kalitesi nasıl önemsiz olabilir ki? Ha bir de doktorların son yıllarda sık sık önerdiği silikon hidrojel lensler var. Yani şu demek; bu lensler gözünün nefes almasını, daha fazla oksijen geçirmesini sağlayan özel ve gözenekli bir malzemeden yapılıyor. Tıpkı yazın sıcakta sentetik yerine pamuklu tişört giyip terlememek gibi düşün, gözün de bu lenslerle rahatça hava alıyor ve kurumuyor.

Ama şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Her zaman bu anlattığım basit çözümler işe yaramayabilir. Peki ne zaman evdeki hesap çarşıya uymaz ve doktora koşmak gerekir, hiç düşündün mü? Eğer o bahsettiğim aşırı kızarıklık saatlerce geçmiyorsa, damla damlatmana rağmen batma hissi dayanılmaz bir acıya dönüştüyse orada bir duracaksın.

Göz sağlığı şakaya gelmez, aman yarın geçer diyerek ertelenmeye hiç gelmez.

Bazen gözde bir enfeksiyon ya da korneada ufak bir çizik oluşmuş olabiliyor. Böyle durumlarda inat edip lensi takmaya devam etmek, ya da geçer diye beklemek yapacağın en büyük hata olur. Vakit kaybetmeden, hemen o gün bir göz doktorunun kapısını çalmalısın. Gözlerini dinlemek, onların sana verdiği o küçücük sinyalleri doğru okumak zorundasın.

Göz Kuruluğu Belirtileri Nelerdir ve Ne Zaman Doktora Gidilmeli?
Göz Kuruluğu Belirtileri Nelerdir ve Ne Zaman Doktora Gidilmeli?

Lens Kullanırken Göz Kuruluğunu Önleme Yöntemleri

Şimdi, gün boyu o lenslerle rahat etmenin aslında o kadar da zor olmadığını konuşalım. Düşünsene, sabah hevesle lenslerini takıyorsun ama öğleden sonra o meşhur kontakt lens göz kuruluğu başlıyor. Benim de başıma çok geldi bu durum. Özellikle ofiste çalışırken bilgisayara o kadar dalıyordum ki, akşam eve dönerken gözlerimde resmen kum taneleri var gibi hissediyordum. Belki sen de şu an ekran başında gözlerini kısarak bu yazıyı okuyorsun, değil mi? İşin aslı şu ki, günlük hayatımızda yapacağımız ufacık değişikliklerle bu can sıkıcı sorunu çözebiliriz.

Bak şöyle düşün, ekran başındayken göz kırpmayı unutuyoruz. Yani gerçekten unutuyoruz. Normalde dakikada on beş yirmi kere kırptığımız gözlerimizi, ekrana bakarken üçe beşe düşürüyoruz. Hal böyle olunca da lens kullanırken göz yanması kaçınılmaz oluyor. Peki ne yapacağız? Bilinçli göz kırpma egzersizleri hayat kurtarıyor aslında. Arada bir aklına geldikçe gözlerini sıkıca kapatıp aç. Bir de şu meşhur 20-20-20 kuralı var. Çok havalı duyuluyor ama aslında çok basit. Her 20 dakikada bir, 20 fit yani yaklaşık 6 metre uzağa, 20 saniye boyunca bakıyorsun. Göz kasların bir gevşiyor, lensin yüzeyi biraz nefes alıyor. Lens batması nasıl geçer diye kara kara düşünmektense bu ufak molaları vermek inanamayacağın kadar işe yarıyor.

"Ekran başında saatler harcarken göz kırpmayı unutmak, lensin gözümüze adeta yapışmasına davetiye çıkarmaktır."

Tabii olay sadece ekrana bakmakla bitmiyor. Bulunduğumuz ortamın havası da çok önemli. Klimalar ya da kışın yanan kaloriferler havadaki nemi adeta sömürüyor. Havasız ve kuru bir odada oturuyorsan, o lensler gözünde nasıl nemli kalsın ki? Masana minik bir nemlendirici cihaz koymayı hiç düşündün mü? Ya da en azından odayı sık sık havalandırmak... İnan bana, ortamın nemini artırmak lens takarken göz kızarıklığı yaşamanı epey geciktirecektir.

Bazen de dışarıdan biraz destek atmak gerekiyor. Gözlerimiz kuruduğunda hemen bir damlaya sarılıyoruz ama her damla lensle kullanılmaz. Eczaneye gidip rastgele bir şeyler almak yerine, mutlaka lens uyumlu suni gözyaşı tercih etmelisin. Çantamda her zaman bir şişe taşırım ben. Göz kuruluğuna iyi gelen damlalar sayesinde o kuruluk hissi geldiği an birer damla damlatıp günü kurtarabiliyorsun. Tabii işin arka planında doğru lens solüsyonu seçimi de var. Solüsyonun sadece lensi temizlediğini sanıyoruz ama aslında lensin nem tutma kapasitesini de belirliyor. Kendine uygun o doğru suyu bulmak biraz deneme yanılma gerektirebiliyor bazen.

Bir de işin malzeme boyutu var ki bu gerçekten mühim. Eğer kronikleşmiş bir kuru göz sendromu ve lens ikilemi yaşıyorsan, belki de lensinin malzemesi sana uygun değildir. Göz doktorları böyle durumlarda genellikle silikon hidrojel lensler öneriyor. Yani bu ne demek biliyor musun? Normal lenslere göre gözün çok daha fazla oksijen almasını sağlayan, nefes alan bir kumaş gibi düşün bunu. Gözün nefes aldıkça kendi nemini daha iyi koruyor ve o rahatsız edici batma hissi tarih oluyor. Aslında her şey kendi vücudumuzu dinlemekten ve ona ufak tefek güzellikler yapmaktan geçiyor.

Lens Kullanırken Göz Kuruluğunu Önleme Yöntemleri
Lens Kullanırken Göz Kuruluğunu Önleme Yöntemleri

Göz Kurumasına Karşı Etkili Çözümler ve Tedavi Seçenekleri

Düşünsene, sabah hevesle lenslerini takmışsın, dışarı çıkmışsın ama öğlene doğru o meşhur batma hissi başlıyor. Benim de başıma çok geldi bu durum. Hatta bir keresinde sinemadaydım, filmin en heyecanlı yerinde gözlerim o kadar kurudu ki ekrana bakamadım, resmen gözlerim yaşarsın diye kırpıp durmaktan filmi kaçırdım. Yani, kontakt lens göz kuruluğu gerçekten insanın gününü mahvedebiliyor. Peki bu sinir bozucu lens kullanırken göz yanması hissiyle nasıl başa çıkacağız? Aslında çözümü o kadar da karmaşık değil. Bak şöyle, biraz kendi deneyimlerimden biraz da uzmanların anlattıklarından yola çıkarak sana birkaç tüyo vereyim.

İşin aslı şu ki, ilk sarıldığımız şey genelde damlalar oluyor. Ama her damla lense uymaz, değil mi? Eczaneye gidip rastgele bir şey almak yerine mutlaka lens uyumlu suni gözyaşı kullanmak gerekiyor. Burada ince bir detay var, içeriğinde koruyucu madde bulunmayan damlaları seçmek çok ama çok önemli. Neden dersen, koruyucu maddeler uzun vadede göz yüzeyine zarar verebiliyor, yani gözünü koruyayım derken aslında daha çok tahriş ediyorsun. Bu yüzden tek kullanımlık, koruyucusuz göz kuruluğuna iyi gelen damlalar her zaman çantamın bir köşesinde durur. Kuru göz sendromu ve lens kullanımı bir araya geldiğinde bu damlalar göze adeta çölde vaha gibi hissettiriyor.

Şimdi, damla kullanmak anlık bir rahatlama sağlıyor ama sorunu hep kökten çözmüyor. Belki de sorun doğrudan taktığın lensin materyalindedir, hiç düşündün mü? Eskiden ben de standart lensler kullanırdım ve akşamı zor ederdim. Sonra doktorumun tavsiyesiyle silikon hidrojel lensler kullanmaya başladım. Silikon hidrojel, yani şu demek; oksijeni gözüne çok daha fazla geçiren ve suyu kendi içinde hapseden, sünger gibi nefes alan yeni nesil bir malzeme. Bu değişimi yaptıktan sonra o bitmek bilmeyen lens batması nasıl geçer derdinden büyük ölçüde kurtuldum. Gözünün nefes alması gerçekten her şeyi değiştiriyormuş.

Bir de solüsyon meselesi var tabii. Çoğumuz marketten ya da eczaneden en ucuzunu veya ilk gördüğümüzü kapıp çıkıyoruz ama doğru lens solüsyonu seçimi sandığımızdan çok daha kritik bir konu. Bazı solüsyonların içindeki kimyasallar lensin yüzeyinde kalıp gözümüzün kendi doğal gözyaşı tabakasını bozabiliyor. Ya da belki de senin gözün o markaya tepki veriyordur, kim bilir. Sabahları aynaya baktığında o can sıkıcı lens takarken göz kızarıklığı ile karşılaşıyorsan, solüsyonunu değiştirmeyi bir denemelisin bence. Ben sırf solüsyon markamı değiştirdiğim için bile gözlerimdeki o gerginliğin azaldığını fark etmiştim.

Gözlerimiz vücudumuzun en hassas yerlerinden biri, onlara biraz daha nazik davranmamız gerekiyor bence.

Yani, lens takmak bir eziyet olmak zorunda değil. Ufak tefek değişiklikler, doğru ürünler ve biraz da kendi bedenini dinlemek meseleyi büyük oranda çözüyor. Bazen sadece küçük bir alışkanlığı değiştirmek bile bütün o batma, yanma hissini alıp götürebilir. Sen de kendi gözünün dilinden anlamaya başladıkça, hangi damlanın ya da hangi lensin sana iyi geldiğini şıp diye bulacaksın.

Sağlıklı Lens Kullanımı İçin Altın Kurallar

Şimdi, bütün bu anlattıklarımızı bir toparlayalım istiyorum ama öyle sıkıcı, sıradan kurallar silsilesi gibi değil. Bak şöyle anlatayım, üniversite yıllarımda bir kere o büyük hatayı yaptım. Gece çok yorgundum, lensleri çıkarmaya fena halde üşendim ve sabaha kadar onlarla uyudum. Sabah kalktığımda gözlerimi açamadım bile, sanki göz kapaklarımın içine kum doldurulmuş, zımparalanmış gibiydi. Senin de başına gelmiştir belki? İşte o gün çok net anladım ki lensle uyumamak gerçekten tartışılmaz bir kuralmış. Bazen lens takarken göz kızarıklığı yaşıyorsan, aslında gözün sana "bana biraz nefes aldır" diye bas bas bağırıyor. Yani oksijensiz kalıyor zavallı gözlerimiz. Düşünsene, bütün gün daracık bir odada havasız kalmışsın, nasıl hissedersin? Aynen öyle.

İşin aslı şu ki, o lensleri gözümüzde tutmanın da bir sınırı var. Ben günde sekiz, bilemedin on saatten fazla taktığımda hemen o gıcık his başlıyor. İnternette hep aradığımız o kontakt lens göz kuruluğu dediğimiz şey tam olarak bu zaten. Gün içinde lens kullanırken göz yanması hissettiğinde, hemen üşenmeden gidip ellerini güzelce yıkayıp o lensi çıkarmalısın. Hijyen şakaya gelmiyor gerçekten. Hele o solüsyonlar... Doğru lens solüsyonu seçimi inanılmaz bir fark yaratıyor. Eskiden rastgele, marketteki en ucuzunu alırdım ama anladım ki her solüsyon her lense uymuyor. Kuru göz sendromu ve lens ikilisi zaten başlı başına bir dert, bir de üstüne yanlış solüsyon kullanırsan işler iyice sarpa sarıyor.

Peki ya gün içinde aniden o batma hissi gelirse ne yapacağız? Hiç düşündün mü, lens batması nasıl geçer diye panikle kaç kere arama yaptık kim bilir? Ben genelde çantamda hep o minik şişelerden taşırım. Göz kuruluğuna iyi gelen damlalar gerçekten hayat kurtarıyor diyebilirim. Ama burada ufak bir detay var, gidip eczaneden rastgele herhangi bir damla alamazsın. Mutlaka lens uyumlu suni gözyaşı olması lazım. Yani şu demek; damlanın içindeki o kimyasal maddeler lensin yapısını, o hassas dokusunu bozmamalı. Yoksa lensin üstünde bulanık bir tabaka oluşur ve dünyayı camı kirli bir arabadan izler gibi sisli görürsün. Bir de geçenlerde doktorum bana silikon hidrojel lensler önermişti. Bu terim kulağa çok havalı duruyor ama aslında sadece gözün daha fazla oksijen almasını sağlayan, sünger gibi nefes alan bir malzeme demek. Gerçekten de eskilere göre çok daha rahat ettim.

Gözlerimiz bizim dünyaya açılan tek penceremiz, ona iyi bakmak zorundayız.

Aslında bütün bunların ötesinde, en çok atladığımız şey rutin doktor kontrolleri. Yani insan "nasıl olsa görüyorum, numaram da değişmedi ya" deyip gitmeye üşeniyor, değil mi? Ama o işler öyle olmuyor işte. Uzun vadeli göz sağlığını korumak için doktorun dediklerinden çıkmamak, o koltuğa düzenli oturmak şart. Belki senin göz yapın değişti, belki o çok sevdiğin marka artık sana iyi gelmiyor. Bazen küçücük bir muayene, ileride yaşayacağın kocaman bir sorunu, bir enfeksiyonu engelliyor. Kendi kendimize doktorluk taslamak yerine, işi uzmanına bırakmak en iyisi. Gözlükten lense geçmek harika bir özgürlük, evet. Ama bu özgürlüğün tadını doya doya çıkarırken, gözlerimizi de o eski sağlıklı, pırıl pırıl ve nemli halinde tutmayı unutmamalıyız.

Etiketler:

#Kontakt Lens
#Göz Kuruluğu
#Göz Sağlığı
#Lens Bakımı
#Suni Gözyaşı

Haberdar Olun

Pazarlama e-postaları almayı kabul ediyorsunuz