Lens Solüsyonunu Doğru Saklamanın Önemi
Geçenlerde banyoda dolabı karıştırırken en arkalarda kalmış, kapağı yarım açık bir lens suyu buldum. İnsan görünce ister istemez düşünüyor, lens solüsyonu bozulur mu gerçekten? İşin aslı şu ki, o suyun içindeki maddeler gözümüzü korumak için var ve lens suyu nasıl saklanmalı sorusunun cevabı aslında doğrudan görme kalitemizle, hatta hayat kalitemizle ilgili. Düşünsene, bütün gün dışarıda tozun toprağın, egzoz dumanının içinde kalan o incecik silikon parçalarını alıp gece bu suyun içine koyuyoruz. Yani kontakt lens bakımı dediğimiz şey aslında tamamen göz sağlığı ve hijyen meselesi.
Eğer lens solüsyonu saklama koşulları konusunda biraz bile dikkatsiz davranırsak, o masum görünen plastik şişenin içi bir anda kocaman bir bakteri yuvasına dönebiliyor. Belki de "alt tarafı biraz tuzlu su, ne olacak ki" diyorsun ama inan bana hiç de öyle değil. Solüsyonun içindeki dezenfekte edici ajanlar, yani şu demek, o mikropları parçalayan ve lensi bir sonraki güne hazırlayan özel kimyasallar, sıcağa veya doğrudan güneş ışığına maruz kaldığında anında yapısını kaybediyor. Yazın o sıcak banyoda, peteğin yanında ya da cam kenarında unuttuğun solüsyon, artık gözünü korumak yerine ciddi kornea enfeksiyonlarına davetiye çıkarıyor olabilir.
Unutma, o şişenin ağzı aslında senin gözünün kapısı gibidir; oradan içeri giren her mikrop eninde sonunda doğrudan gözüne ulaşır.
Bak şöyle düşün, açık lens suyu ne kadar dayanır hiç merak ettin mi? Kapağını açtığın an aslında gizli bir kronometre çalışmaya başlıyor. Genel olarak lens solüsyonu kullanım ömrü açıldıktan sonra birkaç aydır ama bu süreyi o şişeye nasıl davrandığın belirliyor. Aslında o kutunun altındaki lens suyu son kullanma tarihi sadece kapalı duran, fabrikadan yeni çıkmış şişeler için bir güvence. Kapağı açtıktan, hele bir de şişenin ucunu yanlışlıkla parmağına değdirdikten sonra o tarihin pek bir esprisi kalmıyor yani.
Bir de seyahatte lens solüsyonu taşıma konusu hep bir derttir ya hani. O küçük seyahat boy şişeleri bavulun en sıcak köşesine sıkıştırıp günlerce güneşin altındaki arabada bekletiriz bazen. Benim de başıma geldi, yaz tatilinde arabada sıcaktan adeta kaynamış solüsyonla temizlediğim lensi sabah gözüme taktığımda yaşadığım o korkunç yanma hissini hiç unutamıyorum. Solüsyonun kimyası tamamen bozulmuştu belli ki. Yani, o şişeyi serin, karanlık ve temiz bir yerde tutmak çok da zor bir şey değil aslında. Birazcık dikkat, biraz özen... Sonuçta dünyada yerine yenisini hiçbir zaman koyamayacağımız tek şey gözlerimiz, haksız mıyım?
İdeal Sıcaklık ve Ortam Koşulları Nelerdir?
Şimdi, lens suyu nasıl saklanmalı diye hiç düşündün mü? Belki de çoğumuz gibi sen de o koca şişeyi alıp aynanın önüne, banyoda en kolay ulaştığın yere koyuyorsun. İşin aslı şu ki, bu solüsyonların en sevdiği şey dümdüz oda sıcaklığıdır. Yani şöyle söyleyeyim, senin evde tişörtle rahatça oturduğun o 20-25 derecelik sıcaklık var ya, işte tam olarak o. Güneş ışığından da köşe bucak kaçırmak gerekiyor bu mereti. Cam kenarında unutulmuş bir şişe, güneşin o yakıcı etkisiyle içindeki bütün o temizleyici gücünü anında kaybediveriyor.
Bak şöyle bir durum var, hepimizin yaptığı en büyük hatalardan biri o şişeyi banyoda tutmak. Düşünsene, sıcacık bir duşa giriyorsun, içerisi bir anda hamam gibi oluyor, sonra kapıyı bir açıyorsun aniden buz gibi soğuyor. Bu sürekli değişen ısı ve o yoğun nem lens solüsyonu bozulur mu sorusunun tam da cevabı aslında. Evet, maalesef bozulur. O nemli ortam bakteriler için tam bir parti alanı demek. Solüsyonun yapısı bir kere bozuldu mu, göz sağlığı ve hijyen falan hak getire. Gözüne temizlik yerine resmen dert damlatmış oluyorsun.
Benim de başıma geldi yıllar önce. Şişeyi banyo dolabında unutmuşum günlerce, üstelik kapağı da tam kapanmamış. Gözüm bir hafta boyunca kıpkırmızı gezdim, meğer solüsyon çoktan o koruyucu özelliğini yitirmiş.
Yani o günden beri açık lens suyu ne kadar dayanır diye epey takıntılı hale geldim diyebilirim. Genelde kapağı açıldıktan sonra üç ay falan dayanıyor ama ortam kötüyse bu süre çok daha kısalıyor. Şişenin arkasında yazan o lens suyu son kullanma tarihi sadece kapağı hiç açılmamış ve serin yerde duran ürünler için geçerli bir şey. Kapağı açtığın an, o lens solüsyonu kullanım ömrü senin ona nasıl davrandığına bağlı olarak hızla değişmeye başlıyor.
Peki nereye koyacağız o zaman? Benim sana tavsiyem, yatak odanda güneş görmeyen bir çekmece ya da komodin üstü en güzeli. Hem sabah kalktığında hemen elinin altında olur, değil mi? Doğru lens solüsyonu saklama koşulları aslında o kadar da zahmetli değil, sadece biraz alışkanlık meselesi. İyi bir kontakt lens bakımı yapmak istiyorsan, o suyun kimyasal dengesini korumak zorundasın. Yani şu demek, içindeki o mikropları öldüren maddeler sıcakta ya da nemde parçalanıp yok olmasın ki görevini yapabilsin.
Ha bir de yolculuk kısmı var tabii. Seyahatte lens solüsyonu taşıma konusu da apayrı bir macera. Arabanın torpidosunda ya da bagajında unutulan o şişeler yaz sıcağında resmen fokur fokur kaynıyor. Çantanda, kendi kıyafetlerinin arasında, çok ısınmayacak bir yerde tutmak en mantıklısı. Belki küçük seyahat boylarından almak işini daha da kolaylaştırır. O koca şişeyi oradan oraya sürüklemek yerine, minik bir şişeyle hem kafan rahat eder hem de gözlerin güvende kalır.
Günlük Kullanımda Dikkat Edilmesi Gereken Hijyen Kuralları
Sabahları uyanıp o lensleri takmak bazen eziyet oluyor, değil mi? Ben de yıllarca o aceleyle solüsyon şişesinin kapağını açık unutup işe gitmişimdir. İşin aslı şu ki, o küçücük hata yüzünden bir keresinde gözümde kocaman bir enfeksiyonla uğraşmak zorunda kaldım. Yani, göz sağlığı ve hijyen konusu gerçekten şakaya gelmiyor.
Bak şöyle düşün, şişenin ucuna parmağınla ya da lens kabıyla hafifçe dokundun diyelim. Belki ellerini yeni yıkadın ama o uca değdiğin an, elindeki görünmez bakteriler doğrudan solüsyona geçiyor. Buna tıp dilinde çapraz bulaşma diyoruz, yani bakterilerin kirli bir yerden başka bir temiz yere taşınması durumu. Tıpkı çiğ tavuk kestiğin bıçakla yıkanmış domates doğramak gibi, çok tehlikeli! Şişenin ucuna kesinlikle temas etmemek kontakt lens bakımı rutininin altın kuralı aslında. Eğer kazara değersen, o koskoca şişeyi çöpe atman inan bana en güvenlisi.
Peki, kapağı açık bırakırsak ne olur? Hiç düşündün mü? Belki aklından açık lens suyu ne kadar dayanır diye geçiyordur. Kapağı açık kalan solüsyon havadaki tozu, kiri ve mikrobu anında içine çeker. Lens solüsyonu bozulur mu diye soranlara hep aynı şeyi söylüyorum, evet bozulur, hem de tahmin ettiğinden çok daha hızlı. Lens suyu nasıl saklanmalı dersen, o kapağı duyacağın net bir "tık" sesiyle sıkıca kapatmaktan geçiyor her şey. Aksi takdirde lens solüsyonu kullanım ömrü ciddi şekilde kısalıyor ve o sıvı artık gözünü temizlemek yerine mikrop yuvasına dönüyor.
Şimdi, evde her şey yolunda diyelim, ya tatile çıkarken? Seyahatte lens solüsyonu taşıma işi bazen tam bir fiyaskoya dönüşebiliyor. Çantanın içinde kapağı açılıp dökülen solüsyonlar bir yana, yazın sıcak arabada unutulan şişeler tam bir felaket yaratıyor. Çünkü lens solüsyonu saklama koşulları gereği bu sıvıların serin bir yerde, oda sıcaklığında ve direkt güneşten uzak durması şart.
Gözümüz bu, yerine yenisini alamayız sonuçta.
Bir de şu tarih meselesi var tabii. Bazen banyonun köşesinde aylar öncesinden kalma bir şişe buluyoruz ya da indirimden bolca alıp stok yapıyoruz. Ama lens suyu son kullanma tarihi sadece kutunun üzerinde yazan formalite bir rakam değil. O tarihten sonra şişenin içindeki koruyucu maddeler gerçekten etkisini yitiriyor. Yani, her gün o kapağı sıkıca kapatıp, şişenin ucuna asla dokunmadan, tertemiz ellerle işimizi halletmek en güzeli.

Seyahatlerde Lens Solüsyonu Güvenle Nasıl Taşınır?
Şimdi, tatile çıkarken o koca valizi hazırlamak başlı başına bir dert, değil mi? Hele bizim gibi lens kullananlar için durum biraz daha çetrefilli. Geçen sene sırf yer kaplamasın diye o koca lens suyunu ufak, tatlı bir kozmetik şişesine boşaltmıştım. Uçaktan inip otele vardığımda valizin içi adeta göle dönmüştü, bütün kıyafetlerim sırılsıklamdı. İşin aslı şu ki, uçak yolculuklarındaki o ani basınç ve ısı değişimleri dandik plastik şişeleri mahvediyor. Seyahatte lens solüsyonu taşıma işini asla hafife almamak lazım.
Bak şöyle anlatayım, orijinal şişeden başka bir kaba aktarım yapmak aslında göz göre göre felakete davetiye çıkarmak demek. Yani, o minik seyahat şişelerini evde kaynar suyla falan yıkasan bile, içinde her zaman görünmez bakteriler kalabiliyor. Göz sağlığı ve hijyen konusu şakaya gelmez, değil mi? Bunun yerine seyahat boyu orijinal ürün kullanmak inanın hayat kurtarıyor. Hem kapağı fabrikasyon mühürlü oluyor hem de ideal lens solüsyonu saklama koşulları gözetilerek üretildiği için basınçtan etkilenip valizin ortasında patlamıyor.
"Orijinal şişesinden çıkarılan her damla lens suyu, enfeksiyona açılan bir kapıdır." Benim doktorum hep böyle derdi ve ne kadar haklı olduğunu o valiz faciasında yaşayarak öğrendim.
Bazen de evdeki o yarım şişeyi alıp yola çıkıyoruz ama açık lens suyu ne kadar dayanır hiç düşünüyor muyuz? Genelde o kapağı ilk açtığın andan itibaren markasına göre bir ya da en fazla üç ay içinde tüketmek gerekiyor. Belki de tatile çıkarken yanına aldığın o şişenin çoktan miladı dolmuştur. Lens solüsyonu kullanım ömrü dolduğunda içindeki o dezenfekte edici maddeler tamamen etkisini yitiriyor. Yani şu demek, suyu lensin üstüne lıkır lıkır döküyorsun ama aslında sadece ıslatmış oluyorsun, mikropları falan temizlemiyorsun.
Düşünsene, tatilin en güzel gününde gözlerin kıpkırmızı olmuş ve cayır cayır yanıyor... İnsan ister istemez lens solüsyonu bozulur mu diye panik yapıyor. Evet, maalesef bayağı da güzel bozuluyor. Özellikle sıcak bir yaz tatiline gidiyorsan, o şişeyi güneşin altında, mesela plaj çantasının dibinde saatlerce bekletmemelisin. Peki lens suyu nasıl saklanmalı dersen, otel odasında her zaman serin ve doğrudan güneş almayan bir köşe bulman şart. Kapsamlı bir kontakt lens bakımı sadece lensi avucunda ovalamakla bitmiyor, o sıvının kimyasal formunu korumak da işin en hayati parçası aslında.
Aslında her şey dönüp dolaşıp lens suyu son kullanma tarihi kontrolüne ve o şişeyi kendi orijinal, kapalı ambalajında tutmaya bağlanıyor. Valizini hazırlarken o koca şişeyi banyoda bırakıp eczaneden minik bir seyahat boyu kapıver. Zaten tatil dediğin kafayı dinlemek, biraz rahatlamak için var, bir de durduk yere göz enfeksiyonuyla uğraşmaya hiç ama hiç gerek yok.

Son Kullanma Tarihi ve Bozulma Belirtileri
Şimdi, hepimizin evinde o koca şişelerden var değil mi? Kapağını bir hevesle açıyoruz ama sonra aylar geçiyor, şişe hala banyoda öylece duruyor. Hiç düşündün mü, açık lens suyu ne kadar dayanır diye? İşin aslı şu ki, o şişeyi açtığın an geri sayım başlıyor. Şişenin arkasında yazan lens suyu son kullanma tarihi aslında sadece kapağı açılmamış ürünler için geçerlidir. Kapağı açtıktan sonra lens solüsyonu kullanım ömrü genellikle en fazla üç aydır. Ya da belki bazı markalarda altı ay olabilir ama kesinlikle daha fazlası değil.
Benim de başıma geldi bu durum. Geçen sene yazlıkta kapağını açtığım solüsyonu kışın ortasında tekrar kullanmaya kalktım. Gözüme takar takmaz inanılmaz bir yanma oldu. Yani, lens solüsyonu bozulur mu diye merak ediyorsan, evet, bal gibi de bozuluyor. Peki bunu nasıl anlarız? Bak şöyle anlatayım; eğer o duru suyun rengi hafiften sararmışsa veya bulanıklaşmışsa, içinde böyle minik minik yüzen şeyler, yani tortular görüyorsan tehlike çanları çalıyor demektir. Bazen de kokusu bir tuhaflaşır, hani böyle plastik gibi ya da ekşi bir koku gelir burnuna. O an o şişeyi usulca çöpe bırakmalısın.
Asla "bir şey olmaz" deme, göz bu, şakaya gelmez.
Özellikle seyahatte lens solüsyonu taşıma işi biraz risklidir. Çantada sıcağa maruz kalan sıvıların yapısı çok daha hızlı bozulabiliyor. Doğru lens solüsyonu saklama koşulları sağlanmadığında, o içindeki dezenfektan maddeler, yani mikropları öldüren o kimyasallar etkisini tamamen yitiriyor. Lens suyu nasıl saklanmalı dersen, her zaman serin ve güneş görmeyen bir köşe bulmalısın kendine. Bütün bu anlattıklarım aslında kontakt lens bakımı sürecinin en hayati kısmı. Göz sağlığı ve hijyen konusunda en ufak bir şüpheye düştüğünde, acaba bozulmuş mudur diye içinden geçirdiğin o ilk saniyede ürünü hemen yenilemen gerekiyor. Üç beş kuruş tasarruf edeceğim diye gözünü riske atmaya hiç ama hiç değmez.

