Optik
16 dk okuma

Metal mi Plastik Çerçeve mi? Hangisi Sizin İçin Daha İyi?

Gözlük seçiminde kararsız mısınız? Metal ve plastik çerçeve karşılaştırması, avantajları, dezavantajları ve kullanım ihtiyacınıza en uygun model rehberi.

Yazan: Umaiz Ekibi
Metal mi Plastik Çerçeve mi? Hangisi Sizin İçin Daha İyi?

Metal Çerçevelerin Avantajları ve Dezavantajları

Gözlükçüye gittiğinde o koca duvar dolusu çerçeveye bakıp hangi gözlük çerçevesi daha iyi diye içinden geçirmeyen yoktur herhalde, değil mi? İşin aslı şu ki, o reyonların arasında kaybolurken gözümüz hep o incecik, zarif duran metallere kayıyor. Düşünsene, yüzünde neredeyse hiç yokmuş gibi duran, ışıl ışıl bir aksesuar. Kemik çerçeve mi metal çerçeve mi ikileminde kaldığımızda, metalin o klasik ve havalı duruşu çoğu zaman aklımızı çeliyor.

Şimdi, metal gözlük çerçevesi avantajları deyince benim aklıma ilk olarak o muhteşem ayarlanabilir burun plakaları geliyor. Hani şu çerçevenin ortasında, burnumuzun tam üstüne oturan minik silikon parçalar var ya, yani çerçevenin burnuna temas eden o yumuşak yastıkçıklar, işte onlar. Benim burnum biraz kemerli mesela. Üniversite yıllarında taktığım o sabit yapılı gözlükler yüzünden çerçeve sürekli burnumdan aşağı kayardı, sürekli parmağımla yukarı itmekten yorulmuştum. Sonra bir gün optikçi bir tanıdığım o metal çerçevelerdeki plakaları minik bir penseyle tam benim burnumun şekline göre ayarlayıverdi. Dünya varmış dedim!

"Gözlük dediğin yüzüne tam oturacak, sen ona değil o sana uyum sağlayacak"
derdi hep o optikçi abimiz. Yani hafif ve dayanıklı gözlük çerçeveleri arıyorsan, metalin o esnek yapısı gerçekten hayat kurtarıyor.

Ama bak şöyle bir şey de var, her güzelin bir kusuru oluyor maalesef. Metal çerçevelerin en can sıkıcı yanı bazen alerji yapabilmesi. İçindeki nikel falan cilde temas edince bazı insanlarda kızarıklık, kaşıntı yapabiliyor. Lisedeki sıra arkadaşım Aslı'nın kulak arkaları ve burun kenarları bu yüzden hep kıpkırmızı gezerdi, kızcağız en sonunda dayanamayıp plastiğe dönmek zorunda kalmıştı. Bazen plastik gözlük çerçevesi dezavantajları ne kadar çok olursa olsun, sırf bu alerji mevzusu yüzünden insanlar mecburen o kalın çerçeveleri takabiliyor. Detaylı bir metal ve plastik çerçeve karşılaştırması yaparken cildinin ne kadar hassas olduğunu da hesaba katman lazım aslında.

Bir de işin cam boyutu var ki, bence en kritik nokta burası. Numaralı gözlük çerçevesi seçimi yaparken sadece çerçevenin güzelliğine aldanmamak gerekiyor. Hiç düşündün mü, kalın camlar için hangi çerçeve daha uygun olur diye? Astigmatın ya da miyopun çok yüksekse, yani göz bozukluğun fazlaysa o camlar doğal olarak kalınlaşıyor. Metal çerçeveler incecik olduğu için, o kalın camları kenarlardan gizleyemez. Yandan bakınca camlar çerçevenin dışına taşar, şişe dibi gibi bir görüntü olur. Böyle durumlarda o zarif metal çerçeve maalesef pek işe yaramıyor, camın bütün kalınlığı kabak gibi ortaya çıkıyor.

Yine de yüz tipine göre gözlük seçimi yaparken metalin o incecik yapısı yüz hatlarını çok sert kesmiyor, yüze daha yumuşak, daha aydınlık bir ifade veriyor. Belki de sırf bu yüzden yıllardır modası hiç geçmiyor, sürekli farklı renkleri, farklı şekilleri çıkıyor. Yüzünde çok baskın durmayan, seni yormayan bir şey istiyorsan, metalin o naif duruşu her zaman iyi bir alternatif olarak köşede duruyor.

Plastik Çerçevelerin Avantajları ve Dezavantajları

Şimdi, gözlükçüye girdiğinde o rengarenk, kalın kalın duran plastik çerçeveler hepimizin aklını çeliyor, değil mi? Yani aslında halk arasında kemik çerçeve diyoruz bunlara. Kemik çerçeve mi metal çerçeve mi diye düşünürken insan o canlı renklere, farklı desenlere hemen kapılıveriyor. Belki de tarzını en iyi yansıtan şey bu kalın yapılı çerçevelerdir. Hangi gözlük çerçevesi daha iyi sorusunun cevabı biraz da aynaya baktığında ne görmek istediğinle alakalı aslında.

İşin aslı şu ki, eğer benim gibi yüksek numaralı gözlükler kullanıyorsan plastik çerçeveler tam bir kurtarıcı. Benim üniversite yıllarında camlarım o kadar kalındı ki, yandan bakınca şişe dibi gibi duruyordu resmen. O zamanlar kalın camlar için hangi çerçeve daha uygun hiç araştırmamıştım. Sonra bir gün kalın bir plastik çerçeve denedim ve inanamadım. O kalın yapı, camın bütün o taşan, çirkin kısımlarını içine alıp saklayıverdi. Numaralı gözlük çerçevesi seçimi yaparken eğer numaranız yüksekse, bu çerçevelerin o sihirli gizleme gücünü kesinlikle yabana atmayın. Düşünsene, hem çok havalı görünüyorsun hem de camların o kalınlığı kimsenin ruhu duymadan çerçeveye kaynayıp gidiyor.

Bak şöyle bir durum da var, bu plastik çerçevelerin burun kısmında o minik, silikon yastıkçıklar olmuyor. Bu ne demek? Yani gözlüğü çıkardığında burnunun iki yanında o sinir bozucu kırmızı izler kalmıyor demek. Bütün gün bilgisayar başında çalışırken o yastıkçıkların burnuma batmasından ne kadar nefret ettiğimi anlatamam. Metal ve plastik çerçeve karşılaştırması yaparken hep bu konfor aklıma gelir. Gerçi metal gözlük çerçevesi avantajları arasında o yastıkçıklar sayesinde gözlüğün burnuna tam oturması da var ama, plastik çerçevede ağırlık burnuna daha eşit dağılıyor. Tabii burada yüz tipine göre gözlük seçimi devreye giriyor. Burnun çok kemikliyse belki plastik çerçeve tam oturmayabilir, bunu denemeden bilemezsin.

Ama her güzelin bir kusuru var tabii. Plastik gözlük çerçevesi dezavantajları deyince aklıma hemen sıcak yaz günleri geliyor. Bu meretler ısıya karşı biraz fazla duyarlı. Yani yazın arabada torpidonun üstünde unutursan, döndüğünde gözlüğünü biraz yamulmuş bulabilirsin. Isı plastiği genleştiriyor, yani şu demek; gözlüğün yapısı yumuşayıp şekil değiştirebiliyor, gevşiyor. Bir de zamanla esneme huyu var bunların. İlk aldığında kafana cuk diye oturan o gözlük, birkaç ay sonra kafanı eğdiğinde burnunun ucuna doğru kaymaya başlıyor. Hafif ve dayanıklı gözlük çerçeveleri arıyorsan, plastiğin bu zamanla formunu kaybetme riskini aklının bir köşesinde tutmalısın.

Gözlük seçmek gerçekten de bir kıyafet seçmek kadar kişisel bir mesele, hiç düşündün mü?

Bazen o çok beğendiğin rengarenk plastik çerçeve yüzüne o kadar güzel oturur ki, esnermiş ya da sıcaktan etkilenirmiş hiç umurunda olmaz. Belki de sırf o kalın, karakteristik duruşu için bile bu ufak tefek dertler çekilir. Yine de alırken aynaya uzun uzun bakıp, bu çerçeveyle bütün bir yılı nasıl geçireceğini hayal etmek en mantıklısı.

Plastik Çerçevelerin Avantajları ve Dezavantajları
Plastik Çerçevelerin Avantajları ve Dezavantajları

Yaşam Tarzı ve Kullanım Amacına Göre Seçim

Şimdi, dürüst olalım. Gözlük seçerken hepimiz önce aynadaki duruşuna vuruluyoruz, değil mi? Ama işin aslı şu ki, o çok beğendiğimiz çerçeve günlük hayatımıza uyum sağlamıyorsa birkaç hafta içinde tam bir baş belasına dönüşebiliyor. Yani, numaralı gözlük çerçevesi seçimi yaparken sadece güzelliğe değil, sabah kalkıp akşam yatana kadar neler yaptığımıza da bakmamız lazım. Düşünsene, bütün gün bilgisayar başındasın ya da belki sürekli sahada koşturuyorsun. Hangi gözlük çerçevesi daha iyi sorusunun cevabı tamamen senin nasıl yaşadığına bağlı aslında.

Geçen yıl benim de başıma geldi bu durum. Sırf çok havalı duruyor diye incecik, tel gibi bir metal çerçeve almıştım. Hafta sonu halı sahada maça gittim, top bir geldi, çerçeve yamuldu kaldı. O an anladım ki aktif bir hayatın varsa metal ve plastik çerçeve karşılaştırması yaparken dayanıklılığı ön plana almak şart. Eğer sen de spor yapıyorsan, sürekli hareket halindeysen, hafif ve dayanıklı gözlük çerçeveleri hayat kurtarıyor. Plastik, yani o bildiğimiz asetat çerçeveler bu konuda biraz daha esnek olabiliyor. Tabii metal gözlük çerçevesi avantajları da yok değil. Özellikle titanyum olanlar hem tüy gibi hafif hem de eğilip bükülmelere karşı inanılmaz dirençli. Ama ofiste, daha sakin bir hayatın varsa o zarif metal çerçeveler çok daha şık bir tercih olabilir.

Bir de tabii reçete değerlerimiz var işin içinde. Göz numarası büyüdükçe camlar kalınlaşıyor, biliyorsun. Peki, kalın camlar için hangi çerçeve daha uygun, hiç düşündün mü? Miyop gibi uzağı iyi göremediğimiz durumlarda, camın kenarları merkeze göre daha kalın olur. Yani şu demek; o kalın kenarları saklamak için biraz daha etli, kalın profilli çerçevelere ihtiyacın var. Bu durumda kemik çerçeve mi metal çerçeve mi dersen, kesinlikle kemik, yani plastik olanlar derim. Çünkü incecik bir metal çerçevenin kenarından o şişe dibi gibi camların taşması pek hoş bir görüntü olmuyor maalesef. Bak şöyle düşün, plastik çerçeve o kalınlığı kendi içinde hapsedip adeta bir illüzyon yaratıyor.

Yüz hatların da aslında bu kararı etkiliyor. Yüz tipine göre gözlük seçimi yaparken bazen o çok beğendiğimiz plastik çerçeveler yüzümüzde çok ağır, çok baskın durabiliyor. İşte plastik gözlük çerçevesi dezavantajları tam da burada devreye giriyor aslında. Bazen burnun üzerine çok yük bindirebiliyorlar ya da yazın terlediğinde burun pedleri olmadığı için kayıp duruyorlar. Ya, sürekli o gözlüğü işaret parmağınla yukarı itmek zorunda kalmak ne sinir bozucu bir şeydir, yaşayan bilir! Metal çerçevelerde o minik silikon burunluklar var ya, işte onlar sayesinde gözlük tam istediğin yerde sabit kalıyor.

Gözlük senin bir parçan oluyor sonuçta. Sabah taktığın an varlığını unutmalısın.

Belki de en güzeli, her iki materyalin de sana ne sunduğunu bilip kendi doğrunu bulmak. İster o kalın, iddialı plastik çerçeveleri seç, ister yüzünde yokmuş gibi duran incecik bir metal al. Yeter ki o gözlüğü taktığında hem rahat et hem de aynaya baktığında kendini iyi hisset.

Yüz Tipine ve Estetik Beklentilere Göre Karşılaştırma

Gözlük seçimi sadece dünyayı net görmek için yaptığımız bir şey değil, aslında yüzümüzün tam ortasına yerleştirdiğimiz kocaman bir aksesuar. Hiç düşündün mü, bir insanla tanıştığında ilk nereye bakıyorsun? Tabii ki gözlerine. Yani numaralı gözlük çerçevesi seçimi yaparken sadece fonksiyonelliği değil, işin estetik kısmını da bayağı bir düşünmek gerekiyor. Yüz tipine göre gözlük seçimi, o sabah aynaya baktığında kendini nasıl hissedeceğini bile baştan aşağı değiştiriyor.

Şimdi, işin aslı şu ki metal ve plastik çerçeve karşılaştırması yaparken aslında iki farklı karaktere bakıyoruz. Metal çerçeveler her zaman daha minimalist, daha "ben buradayım ama bağırmıyorum" diyen bir duruşa sahip. Plastik çerçeveler ise cesur, belirgin ve bayağı iddialı. Benim de başıma geldi geçen sene; gözlükçüye gidip "kemik çerçeve mi metal çerçeve mi alsam?" diye saatlerce aynanın karşısında dikilmiştim. O kalın, siyah plastik çerçeveyi taktığımda yüzüm birden kayboldu sanki, sadece bir çift gözlük yürüyormuşum gibi hissettim. İşte o an anladım ki, yüz hatları ince ve küçük olanlar için metalin o kibar dokunuşu gerçekten hayat kurtarıyor.

Tabii işin içine cam kalınlığı girince durumlar biraz değişiyor. Kalın camlar için hangi çerçeve daha iyi diye soruyorsan, aslında burada plastik çerçeveler o kalın kenarları saklamak için harika bir kamuflaj oluyor. Ama plastik gözlük çerçevesi dezavantajları da yok değil; mesela yaz sıcağında terlediğinde burnundan kayıp durması insanı deli edebiliyor. Diğer yanda metal gözlük çerçevesi avantajları hemen devreye giriyor. Burnundaki o küçük silikon pedler sayesinde gözlük yüzüne tam oturuyor. Düşünsene, hem zarif duruyor hem de yüzünden sürekli aşağı kaymıyor.

Peki estetik olarak hangi gözlük çerçevesi daha iyi? Bak şöyle anlatayım, bu tamamen senin cilt alt tonunla ve saç renginle alakalı bir durum. Cilt alt tonu dediğimiz şey, yani bileğindeki damarlarına gün ışığında baktığında yeşil mi yoksa mavi mi göründüğü konusu, aslında sana hangi rengin yakışacağını belirliyor. Eğer sıcak bir alt tonun varsa, belki altın rengi bir metal çerçeve ya da kahverengi tonlarında, kaplumbağa kabuğu desenli bir plastik çerçeve yüzünü inanılmaz aydınlatır. Soğuk alt tonluysan gümüş metaller ya da siyah, lacivert gibi net plastik renkleri tam sana göre.

Günün sonunda hepimiz yüzümüzde ağırlık yapmayan, hafif ve dayanıklı gözlük çerçeveleri arıyoruz, değil mi? Bazen o çok beğendiğimiz kalın plastik çerçeveler estetik beklentimizi harika karşılasa da gün boyu takınca kulak arkasında hafif bir sızı bırakabiliyor.

Gözlük senin imzan gibidir, yüzünün en güzel detaylarını ortaya çıkarmalı, onları kalın çerçevelerin arkasına saklamamalı.

Aynaya baktığında o çerçeve senin karakterini mi yansıtıyor yoksa sadece moda diye mi takıyorsun, buna iyi karar vermek lazım. Belki de o incecik metal çerçeve senin yüz hatlarının doğallığını en iyi vurgulayan şeydir, ya da o canlı kırmızı plastik çerçeve içindeki enerjiyi dışa vuruyordur. Sadece yüzüne tak, aynaya bak ve hangisinde kendini daha çok "sen" hissediyorsan onunla yola devam et.

Yüz Tipine ve Estetik Beklentilere Göre Karşılaştırma
Yüz Tipine ve Estetik Beklentilere Göre Karşılaştırma

Sonuç: Sizin İçin En İyi Çerçeve Hangisi?

Şimdi, bütün o anlattıklarımızı bir kenara koyalım ve asıl meseleye gelelim. Hangi gözlük çerçevesi daha iyi diye günlerce kafayı yediğini, internette oradan oraya savrulduğunu biliyorum. İnan bana, aynı yollardan ben de geçtim. Yıllar önce ilk numaralı gözlüğümü alırken optikçinin aynası karşısında saatlerce dikilip kemik çerçeve mi metal çerçeve mi diye düşünmekten başıma ağrılar girmişti. Adamcağız bana bakıp gülümsüyordu ama benim içim içimi yiyordu. Aslında olay o kadar da karmaşık değilmiş, bunu sonradan yaşayarak öğrendim.

Bak şöyle düşün, metal ve plastik çerçeve karşılaştırması yaparken sadece aynadaki o havalı görüntüne odaklanmamalısın. Yani, tamam tarz elbette çok önemli ama işin içine numaralı gözlük çerçevesi seçimi girince işler biraz değişiyor. Mesela senin camların numarası yüksek mi? Kalın camlar için hangi çerçeve daha uygun hiç düşündün mü? Eğer camların benim ilk zamanlarımdaki gibi şişe dibi gibiyse, o kalın kenarlı asetat, yani bildiğimiz plastik çerçeveler o camın kenar kalınlığını şıp diye saklar. Görüntüyü toparlar. Ama gidip incecik bir metal seçersen o kalın camlar çerçevenin kenarlarından taşar, estetik falan kalmaz ortada.

İşin aslı şu ki, metal gözlük çerçevesi avantajları saymakla bitmez. İnce, zarif, yüzünde yokmuş gibi duruyor. Hele o titanyum falan dedikleri malzemeler var ya, yani bildiğin uçak yapımında kullanılan o süper hafif ve esnek metaller, işte onlar burnunun üzerinde tüy gibi kalıyor. Hafif ve dayanıklı gözlük çerçeveleri arıyorsan metal cidden harika bir dost. Ama işte madalyonun diğer yüzünde plastik gözlük çerçevesi dezavantajları da var. Yazın o sıcakta terleyince burnunun üzerinden kayıp durması ya da zamanla renginin matlaşması gibi sinir bozucu huyları olabiliyor. Belki de sen sürekli hareket halindesin, spor yapıyorsun ya da çok koşturuyorsun, o zaman bu sürekli gözlüğü işaret parmağıyla yukarı itme işi seni çileden çıkarabilir, değil mi?

Düşünsene, sabah uyanıyorsun, gözlüğü takıyorsun ve akşama kadar o meret seninle. Yüz tipine göre gözlük seçimi yaparken aynada harika göründüğünü düşünebilirsin. Köşeli bir yüzün varsa yuvarlak hatlı, yuvarlak bir yüzün varsa daha köşeli ve sert hatlı bir şeyler denemek iyidir. Bu bir nevi denge kurma meselesi. Ama günün sonunda olay dönüp dolaşıp rahatlığa kilitleniyor. Kendi kafanda bir kontrol listesi yaparken, bunu bir kağıda madde madde yazmana gerek yok aslında, sadece şunları sor kendine: Bu çerçeve ağır mı? Burnumu ya da kulak arkamı acıtıyor mu? Camlarımın ağırlığını taşıyabilecek kadar sağlam mı?

En iyi çerçeve, hem görüş kalitenizi artıran hem de yüzünüzde taşıdığınızı unutturan çerçevedir.

Gözlüğü taktığında dünya daha net, sen de daha rahatsan, o iş bitmiştir. Ya da belki de bütçeni ayarlayıp ikisinden de birer tane alırsın, duruma göre, kıyafetine göre takarsın, kim bilir? Sonuçta senin gözün, senin keyfin. Git ve yüzüne en çok yakışan, seni en çok rahat ettiren o gözlüğü bul.

Sonuç: Sizin İçin En İyi Çerçeve Hangisi?
Sonuç: Sizin İçin En İyi Çerçeve Hangisi?

Etiketler:

#Gözlük Seçimi
#Metal Çerçeve
#Plastik Çerçeve
#Optik Rehber
#Göz Sağlığı
#Moda ve Stil

Haberdar Olun

Pazarlama e-postaları almayı kabul ediyorsunuz