Aksesuar
15 dk okuma

Yaz Aylarında Güneş Gözlüğü Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yaz aylarında güneş gözlüğü seçerken nelere dikkat etmelisiniz? UV korumasından yüz tipine uygun cam seçimine kadar en detaylı güneş gözlüğü rehberi burada.

Yazan: Umaiz Ekibi
Yaz Aylarında Güneş Gözlüğü Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

UV Koruması ve Cam Kalitesinin Göz Sağlığındaki Önemi

Yaz geldiğinde hepimizin aklında o mükemmel kombini tamamlayacak havalı bir gözlük bulmak var, değil mi? İşin aslı şu ki, vitrinde duruşuna vurulup aldığımız o gözlükler bazen gözümüze iyilikten çok kötülük yapıyor. Benim de başıma geldi yıllar önce. Sırf çerçevesine bayıldım diye işportadan çok ucuz bir gözlük almıştım. Bütün gün takıp sahilde dolaştıktan sonra akşam eve geldiğimde gözlerim kıpkırmızıydı ve cayır cayır yanıyordu. Düşünsene, o an anladım ki güneş gözlüğü alırken dikkat edilecekler listesinin en tepesinde kesinlikle estetik değil, doğrudan göz sağlığı olmalı. Yani yazın güneş gözlüğü seçimi yaparken o güzelim tasarımı bir kenara bırakıp önce camın kalitesine bakmamız şart.

Şimdi, hep duyduğumuz ama belki de tam ne olduğunu bilmediğimiz şu UV meselesine gelelim. Gözlükçüye girdiğinde sana hemen UV400 korumalı güneş gözlüğü modellerini gösterirler. Peki bu ne demek? Yani şu demek; güneşten gelen ve gözümüze zarar veren o görünmez ultraviyole ışınlarının yüzde yüzünü bir kalkan gibi dışarıda bırakıyor. Şemsiye altında gölgede otururken bile tenimizin yanması gibi düşün, o zararlı ışınlar sinsi gibi gözümüze de ulaşıyor aslında. Eğer taktığın gözlükte bu koruma yoksa, karanlık cam yüzünden göz bebeklerin kocaman açılıyor ve o zararlı ışınları doğrudan içeri davet ediyorsun. Hiç düşündün mü bunu? Göz göre göre gözümüze zarar veriyoruz aslında.

Bir de işin içine polarize camlar giriyor tabii. Çoğu zaman UV korumasıyla karıştırılıyor ama aslında bambaşka bir şey. Bak şöyle anlatayım, araba kullanırken asfalttan yansıyan o kör edici beyaz ışık var ya, ya da denize bakarken gözünü alan o parlama... İşte polarize cam güneş gözlüğü farkı tam olarak burada ortaya çıkıyor. O yansımaları bir sünger gibi emip yok ediyor. Yani görüşün cam gibi berraklaşıyor ve gözlerin kısılmaktan kurtuluyor. Tabii hal böyle olunca kaliteli güneş gözlüğü nasıl anlaşılır diye soruyorsun kendine ister istemez. Sadece markasına veya fiyat etiketine bakarak değil, camın arkasından dünyaya baktığında gözünü hiç yormamasına, o parlamaları nasıl kestiğine bakarak anlarsın.

İşin bir diğer güvenilirlik boyutu da o minicik harflerde saklı. Gözlüğün sapının iç kısmına hiç dikkatlice baktın mı? Orada mutlaka bir CE işareti olmalı. CE sertifikalı gözlük demek, bu ürün Avrupa standartlarına uygun üretilmiş, güvenle takabilirsin demek. Yani merdiven altı, ne idüğü belirsiz bir üretim değil. Piyasada o kadar çok sahte ürün var ki, orijinal güneş gözlüğü markaları arasından bütçene uygun, güvenilir bir tane seçmek gerçekten en mantıklısı. Belki biraz daha fazla para veriyorsun ama gözlerinden bahsediyoruz ya, sağlığın için değer bence.

Gözlük seçimi sadece dış görünüşle ilgili bir detay değil, dünyaya ne kadar net ve sağlıklı baktığınla ilgili çok kişisel bir adımdır.

Tabii her şey sağlık dedik ama işin sonunda o gözlüğü yüzümüzde taşıyacağız. Sağlam bir cam bulduktan sonra yüz tipine göre güneş gözlüğü seçmek de işin keyifli kısmı aslında. Yuvarlak bir yüzün varsa daha köşeli hatlar, köşeli bir yüzün varsa daha yuvarlak çerçeveler dengeyi inanılmaz güzel sağlıyor. Bir de camların rengi var, öyle sadece tarz olsun diye sarı ya da mavi yapılmıyor onlar. Güneş gözlüğü cam renkleri anlamları diye çok acayip bir gerçek var. Mesela gri camlar renkleri en doğal haliyle gösterirken, kahverengi camlar kontrastı artırıp derinlik algısını güçlendiriyor. Kısacası camın rengi bile gözünün gün içindeki rahatlığını etkiliyor. Bir dahaki sefere o çok beğendiğin çerçeveyi denerken, camın arkasından dünyaya bir de bu gözle bakmayı dene.

Yüz Tipinize En Uygun Çerçeve Modelini Nasıl Bulursunuz?

Gözlükçüden içeri adım attığında o devasa standların önünde kalakalmak ne demek çok iyi bilirim. Geçen yaz benim de başıma geldi. Vitrinde duran, o bayıldığım retro modeli hevesle denedim ama aynaya baktığımda resmen şaşkın bir baykuşa benziyordum! İşin aslı şu ki, o gözlük harikaydı ama benim yüzüme göre değildi. Yazın güneş gözlüğü seçimi yaparken hepimiz o anki trendlere kapılıyoruz ama aynadaki görüntüyle barışmanın tek yolu, yüz tipine göre güneş gözlüğü bulmaktan geçiyor. Düşünsene, sırf moda diye yüzünde emanet gibi duran bir şeyi bütün yaz taşımak ister misin?

Bak şöyle düşün, bu tamamen bir denge meselesi. Yuvarlak bir yüzün varsa, yani yanakların dolgun ve çene hatların yumuşaksa, o yuvarlaklığı biraz kırmak istersin değil mi? İşte o zaman köşeli, kare ya da dikdörtgen çerçeveler imdadına yetişir. Yüzünü daha uzun ve hatlı gösterir. Ama tam tersi, kare bir yüze sahipsen, yani çene kemiklerin belirgin ve sertse, o zaman da yuvarlak veya oval çerçevelerle o sertliği yumuşatman gerekir. John Lennon tarzı o küçük yuvarlak gözlükler kare yüzlerde efsane durur mesela. Oval yüz hatlarına sahip olanlar zaten doğuştan şanslı, onlara asimetrik olanlar hariç hemen her model yakışıyor. Kalp şeklinde bir yüzün mü var? Yani alnın geniş ama çeneye doğru incelen bir yapın varsa, o zaman da alt kısmı daha geniş olan, belki o klasik damla modelleri tercih etmelisin ki yüzünün üst kısmıyla alt kısmı dengelensin. Zaten orijinal güneş gözlüğü markaları da koleksiyonlarını tasarlarken hep bu denge oyununu kullanırlar.

"Gözlük yüzüme yakıştı, tamamdır" deyip hemen kasaya koşma. İşin bir de görünmeyen konfor kısmı var.

Güneş gözlüğü alırken dikkat edilecekler listesinin belki de en çok atlanan maddesi, o çerçevenin burnuna ve kulaklarına tam oturmasıdır. Kaliteli güneş gözlüğü nasıl anlaşılır diye hiç düşündün mü? Sadece markasından değil, yüzüne taktığında burun kemiğine baskı yapmamasından, kulak arkasını acıtmamasından anlaşılır. Gün boyu sahilde ya da sokakta takacağın bir şeyin sürekli burnundan aşağı kaydığını bir hayal et. Gerçekten çekilmez bir çile. O yüzden denerken başını hafifçe öne eğip salla, kaymıyorsa ve şakaklarını sıkmıyorsa doğru yoldasın demektir.

Tabi çerçeveyi bulduk ama camların hakkını da yemeyelim. Gözlükte UV400 korumalı güneş gözlüğü ibaresini hep görürsün. Yani şu demek: Güneşin o gözle görünmeyen zararlı ultraviyole ışınlarına karşı gözüne tam bir kalkan oluşturuyor, adeta görünmez bir duvar örüyor. Bir de polarize meselesi var. Polarize cam güneş gözlüğü farkı aslında çok basit; hani arabayla giderken asfalttan ya da deniz kenarındayken sudan gözünü alan o kör edici parlamalar olur ya, işte polarize cam o parlamaları bıçak gibi keser. Etikette CE sertifikalı gözlük yazısını görmek de o ürünün Avrupa güvenlik standartlarında üretildiğinin, yani merdiven altı olmadığının kanıtıdır. Bazen cam renklerine takılıyoruz ama güneş gözlüğü cam renkleri anlamları sadece estetikten ibaret değil aslında. Mesela gri camlar renkleri en doğal haliyle görmeni sağlarken, kahverengi camlar kontrastı artırıp derinlik hissi verir. Arabada ya da doğa yürüyüşünde kahverengi cam o kadar rahat ettirir ki inanamazsın. Kendi yüzüne yakışan o mükemmel çerçeveyi bulup, içine de ihtiyacına uygun camı eklettiğinde, o gözlük senin yaz boyu yüzünden çıkarmak istemeyeceğin en yakın arkadaşın olacak zaten.

Yüz Tipinize En Uygun Çerçeve Modelini Nasıl Bulursunuz?
Yüz Tipinize En Uygun Çerçeve Modelini Nasıl Bulursunuz?

Kullanım Amacına Göre Cam Rengi ve Materyal Seçimi

Yazın güneş gözlüğü seçimi yaparken hepimiz vitrindeki o havalı duruşa aldanıyoruz, değil mi? Hiç düşündün mü, o renkli camlar sadece tarz olsun diye mi yapılıyor? İşin aslı şu ki, o camların rengi senin dünyayı nasıl gördüğünle doğrudan ilgili. Güneş gözlüğü cam renkleri anlamları aslında ışık geçirgenliği ve kontrastla alakalı bir durum. Mesela gri camlar renkleri en doğal haliyle gösterir, yani kırmızı yine kırmızıdır, etrafı karartır ama renk algını asla bozmaz. Günlük kullanım için şahanedir. Kahverengi camlar ise kontrastı bayağı artırır. Düşünsene, dağda bayırda yürüyüş yapıyorsun ya da golf oynuyorsun, işte o zaman derinlik algısı için kahverengi tam sana göre.

Yeşil camlar gözü en az yoran renktir, hem parlaklığı alır hem de gölgeli alanlarda görüşü netleştirir. Sarı camlar var bir de, belki görmüşsündür gece araba kullananlarda ya da bisikletçilerde. Sarı cam sisli veya kapalı havalarda etrafı aydınlık gösterir. Geçen sene uzun yola çıkarken, ucuz diye benzinlikten aldığım o simsiyah camlı gözlükle tünele girdiğimde resmen kör olmuştum, benim de başıma geldi yani böyle bir saçmalık. O günden beri uzun yol şoförleri neden sarı ya da açık kahve tonlarını seçiyor çok iyi anlıyorum. Güneş gözlüğü alırken dikkat edilecekler listesinin en tepesine bence kullanım amacını yazmalıyız. Yoksa kaliteli güneş gözlüğü nasıl anlaşılır diye saatlerce araştırıp, sana hiç uymayan bir camla baş başa kalabilirsin.

Şimdi, hazır yoldan bahsetmişken şu polarize cam güneş gözlüğü farkı meselesine de bir değinelim. Polarize demek, yansıyan ışığı kesen bir filtre demek. Yani asfalttan, denizden ya da kardan gözüne vuran o kör edici parlamayı engelliyor. Balık tutuyorsan suyun içini bile görebilirsin. Ama ekranlara bakarken, mesela arabanın dijital kadranına veya telefona bakarken ekranı karartabilir, haberin olsun. Tabi cam rengi veya filtresi ne olursa olsun, asıl olay gözünü koruması. UV400 korumalı güneş gözlüğü ibaresi mutlaka olmalı. UV400 yani şu demek, güneşin o zararlı ultraviyole ışınlarının yüzde yüzünü engelliyor, gözüne görünmez bir kalkan oluyor. Alacağın gözlüğün sapında veya camında CE sertifikalı gözlük olduğunu gösteren o minik işareti de mutlaka ara, bu onun Avrupa standartlarında güvenilir, sağlığa uygun olduğunu kanıtlar.

Bak şöyle bir durum da var, cam kadar çerçeve ve materyal seçimi de mühim. Sadece yüz tipine göre güneş gözlüğü seçip "tamam bu bana çok yakıştı" demekle bitmiyor iş. Eğer sürekli spor yapıyorsan, bisiklete biniyor ya da koşuyorsan polikarbonat cam ve çerçeveler resmen hayat kurtarır. Polikarbonat aslında plastiğin çok daha dayanıklı ve hafif bir versiyonu, yani yere düşürdüğünde tuzla buz olmaz. Darbelere karşı bayağı dirençlidir. Günlük hayatta, kafede otururken ya da işe giderken asetat çerçeveler çok şık durur, renk seçenekleri de boldur ama biraz daha ağırdır. Eğer bütçen varsa ve "ben bunu yıllarca takarım, yüzümde ağırlık da yapmasın" diyorsan titanyum çerçevelere bir bak derim. Hem esnek hem de tüy gibi hafiftir.

Gözlük sadece bir aksesuar değil, senin yaşam tarzının bir parçası.

O yüzden orijinal güneş gözlüğü markaları arasından seçim yaparken, sadece markanın adına veya popülerliğine değil, senin neye ihtiyacın olduğuna odaklan. Belki çok pahalı, inanılmaz havalı bir gözlük alırsın ama senin tempolu hayatına uygun, darbelere dayanıklı bir materyalden yapılmamıştır, iki gün sonra çantanı yere koyduğunda kırılır üzülürsün. Kendi alışkanlıklarını, nerede ne zaman takacağını iyi tartıp biçersen, o gözlük seninle uzun yıllar yoldaşlık eder.

Kullanım Amacına Göre Cam Rengi ve Materyal Seçimi
Kullanım Amacına Göre Cam Rengi ve Materyal Seçimi

Satın Alma Aşamasında Yapılması Gereken Son Kontroller

Şöyle düşün, kasaya geldin ve o çok beğendiğin modeli almaya karar verdin. Parayı ödemeden önce durup bir nefes al. Kutuya şöyle bir alıcı gözüyle baktın mı hiç? Orijinal kutusu, garanti belgesi ve o yumuşacık mikrofiber temizleme bezi tam mı diye bir kontrol etmek lazım. Benim bir kere başıma geldi, aceleyle alıp çıktım dükkandan. Eve bir geldim, kutunun içinden bez çıkmadı, camı tişörtümle silmek zorunda kaldım ve daha ilk haftadan çizildi o canım gözlük. Yani, kaliteli güneş gözlüğü nasıl anlaşılır diye soruyorsan, aslında bu ufak tefek detaylara verilen önemden bile belli oluyor. Her şeyin eksiksiz olması lazım. Piyasada bilinen orijinal güneş gözlüğü markaları zaten bu tarz detayları asla atlamazlar, kutusundan belgesine kadar her şey jilet gibidir.

Bak şöyle bir durum da var, bazen sokakta yürürken işportacıların tezgahlarındaki o afilli gözlüklere gözümüz kayıyor, yalan yok. Ama işin aslı şu ki, o tezgahlardan alınan sahte gözlükler gözlerimize resmen ihanet ediyor. Neden biliyor musun? Çünkü o koyu renkli camları taktığında göz bebeklerin karanlıkta kaldığını sanıp iyice büyüyor. Ama camda hiçbir koruma olmadığı için güneşin o zararlı ışınları kocaman açılmış göz bebeklerinden içeri hücum ediyor. Düşünsene, koruyayım derken kalıcı hasarlara davetiye çıkarıyorsun.

Sahte bir gözlük takmaktansa hiç gözlük takmamak göz sağlığın için çok daha güvenlidir.
Yazın güneş gözlüğü seçimi yaparken sırf ucuz diye böyle bir riske girmeye değer mi hiç? Çeşit çeşit güneş gözlüğü cam renkleri anlamları falan tezgahlardaki o boyalı plastiklerde hiçbir işe yaramıyor zaten. Sana gereken şey gerçek bir UV400 korumalı güneş gözlüğü. Yani şu demek; o cam, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının neredeyse yüzde yüzünü dışarıda bırakmalı ki gözün sağ salim kalsın.

İlla gidip maaşın yarısını bir gözlüğe yatırmak zorunda da değilsin aslında. Piyasada bütçe dostu ama sağlık standartlarını sonuna kadar karşılayan o kadar güzel, güvenilir markalar var ki. Sadece sapının iç kısmına bakıp CE sertifikalı gözlük olup olmadığını kontrol etmen yeterli. Bu işaret, o ürünün Avrupa standartlarında üretildiğini, yani sağlığına zarar vermeyeceğini garanti ediyor. Belki aklına polarize cam güneş gözlüğü farkı nedir diye bir soru takılabilir. O da aslında çok basit, hani denize ya da ıslak asfalta bakarken gözünü alan o yorucu parlamalar var ya, işte polarize cam o parlamaları kesip atıyor, görüşünü cam gibi netleştiriyor. Güneş gözlüğü alırken dikkat edilecekler listesinin en can alıcı noktalarından biri de bence günlük hayatta bu konforu yakalamak. Tabii yüz tipine göre güneş gözlüğü bulmak da işin en keyifli kısmı. Aynanın karşısına geçip sana en çok yakışan, ama aynı zamanda gözünü de aslanlar gibi koruyan o modeli bulduğunda hissettiğin o tatmin duygusu paha biçilemez, değil mi?

Etiketler:

#güneş gözlüğü
#yaz modası
#göz sağlığı
#aksesuar rehberi
#polarize gözlük

Haberdar Olun

Pazarlama e-postaları almayı kabul ediyorsunuz